Şarap Arama
Üreticiler

A MANO

Italya’nin guneyinde Puglia bolgesinde yer alir.PUGLİA veya PULYA, İtalya yarımadasın­da bölge, Apennin dağıyle Adriya denizi arasında, Fortore’den Salento yarımadasının ucuna kadar uzanır. A Mano “ hand made” yada “ el yapimi” anlamina gelir, amerikali bir sarap uzmani olan Mark Shannon Puglia bolgesinin buyuk potansiyelini kesfeder ve bolgeye yerleserek Primitivo (Amerikan zinfandel uzumunun orjinali) uzumleri yetistirmeye ve ozel saraplar uretmeye baslar.

Angelo Gaja

Gaja şaraphanesi 1859 yılında Giovanni gaja tarafından kurulmuş ve Gaja ailesinin dört nesli tarafından işletilmiştir. Giovanni Gaja, Şaraphane'nin bugünkü sahibi olan Angelo Gaja'nın büyük büyük babasıydı. 1994 yılında Gaja ilk şarap arazisini Montalcino daki Tuscany, Pieve Santa Restituta da edinmiştir. 16 hektarlık üzüm bağlarından Sugarille ve Rennina ismi verilen iki Brunello di Montalcino şarabı üretilmektedir. 1996 yılında Gaja, Tuscany, Ca Marcanda Bolgheri de bulunan Castagneto Cardocci de ikinci bir mülk edindi. 80 hektarlık arazinin 60'ına yeni üzümler ekildi: başta Cabernet Sauvignon ve Merlot un yanı sıra Cabernet Franc and Syrah.  Halen, Gaja şaraphanesinin Barbaresco bölgesinde (Barbaresco ve Treiso) ve Barolo bölgesinde (Serralunga d Alba ve La Morra) bulunan Piedmont da 100 hektar arazisi bulunmaktadır.  Kuruluşundan bu yana Gaja Şaraphanesi, şaraplarının kalitesine titiz bir özen ve dikkat göstermeye kendisini odaklayarak durmaksızın değişim içerisinde olmuştur.

Apollonio

İyi şaraplar yapmaya çok uygun bir teruar olan Puglia bölgesinin en saygın üreticilerinden Apollonio, 1870 yılında Noe Apollonio tarafından kurulmuş. İkinci kuşaktan Marcello, babasının izinden giderek yeni bağlar dikmiş ve geliştirmiş. Marcello’nun oğlu Salvatore ise, firmayı 1960’da yenileştirmiş ve daha kaliteli şaraplar üretmeye yöneltmiş. 1975’te ilk şişeleme hattını kurarak daha önce dökme satılan şarabı kendi markası ve etiketi altında satmaya başlamış.  Bugün firmanın yöneticileri olan dördüncü kuşaktan Marcello and Massimiliano Apollonio ise 1995’te yönetimi devralmışlar. Yeni bağlar dikmiş ve şarap yapımevine yeni teknoloji yatırımları yapmışlar. ONAV adlı Ulusal Şarap Tadımcıları Örgütü’nün de önde gelen üyelerinden önoloji diplomalı Massimiliano Apollonio, üretimi yönlendiriyor. Kardeşi Marcello Apollonio ise pazarlama ve satışı yönetiyor. 139 yıllık firma, dördüncü kuşağın yönetiminde bugün bir dünya markası olma yolunda ilerliyor.

Arnaldo Caprai

İtalya’nın şarapçılıkta adı fazla bilinmeyen iç bölgelerinden Umbria’nın önde gelen, yenilikçi üreticilerinden Arnaldo Caprai, Montefalco’da 400 yılı aşkın süredir dikilen Sagrantino üzümlerinin şaraplarını yapıyor. Şaraphane 1971 yılında Arnaldo Caprai tarafından kuruldu. O yıllarda bölgede sadece beş ticari şarap üreticisi bulunuyordu. Tümünün ortak çabaları, bölgeyi 1979 yılında apelasyon sistemine sokarak DOC (denominazione di origine controllata) statüsü almasını sağladı. Babasının ardından 1987 yılında aile işine giren Marco Caprai, Sagrantino üzümünün fazla araştırılmadığına inandığından, Chianti Classico’larıyla tanınan İtalya’nın en ünlü önologlarından Attilio Pagli ile anlaştı. İki önolog birlikte, Milan Üniversitesi işbirliği ile Sagrantino üzümünden dengeli, yoğun şaraplar yapabilmek için çaışmalarını derinleştirdiler. Caprai’nin üzümle ilgili çabaları, 1992’de bölgeye bir üst apelasyon seviyesi olan DOCG’yi (denominazione di origine controllata garantita) getirdi. Böylece Sagrantino şarapları, dünyaca ünlü Chianti Classico’larla aynı seviyeye çıkmış oldu. Bir yıl sonra firmanın, kuruluşunun 25. yılını kutlamak için çıkardığı 2 yıl Fransız bariklerinde, 6 ay şişelerde  beklemiş “Sagrantino di Montefalco 25 Anni” de piyasaya ç›k›nca, Umbria şarapları  bir anda İtalya’nın yükselen yıldızı haline geldi. 2004 yılında Decanter Dergisi’nin şarap yazar› Steven Spurrier, firmanın Sagrantino üzümünden yapılan Collepiano şaabının 2000 rekoltesini “Yılın En iyi Eski Dünya şarabı” olarak ilan etti. Caprai firması, yeniden hayat vermiş olduğu Sagrantino’nun yanı sıra Sangiovese, Merlot, Cabernet Sauvignon, Pinot Noir Ciliegiolo, Grechetto üzümleri de dikiyor. Ayrıca Sagrantino’dan yaptığı bir grappası da bulunuyor.

Au Bon Climat

1982 yılında Jim Clendenen ve Adam Tolmach’ın birlikte kurdukları Au Bon Climat, ABD’nin Fransız tarzındaki en zarif şarapların üreticileri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Şaraphane, yılda ortalama 500 bin şişe şarap çıkarıyor. Bugün de şaraphanenin başında olan Jim Clendenen, Kaliforniya’nın şarap dünyası Bordo kökenli Cabernet Sauvignon ile Merlot’ya odaklanmışken  zor bir üzüm olan Pinot Noir’ı yetiştirmeyi tercih etmiş. Yüksek alkollü, tropikal meyve kokulu, fıçıdan gelen is tadı tipik Amerikan Chardonnay’lerine hiç benzemeyen Chardonnay’leri ile de tanınıyor. Burgonya kökenli bu üzümün anavatanında verdiği asidi ile alkolü dengeli, mineralsi lezzetli Chardonnay’ler üretiyor Clendenen. O yüzden firmasına da Fransızca bir isim olan ve “ıyi bir bağ” anlamına gelen “Au Bon Climat”yı seçmesi bir tesadüf değil. Fransızca bir isimle Fransa’nın zarif şaraplarını çağrıştırırken, Burgonya’ya özgü bir kelime olan “Climat”yı kullanarak bu bölgeye de referans veriyor.

Pinot Noir ile Chardonnay dışında yine bölgede hiç popüler olmayan Pinot Blanc ile Pinot Gris üzümlerini de yetiştirip şaraba işleyen Au Bon Climat, 1989 ve 1990’da Robert Parker’ın “Dünyanın En iyi şarapçıları” listesinde yer aldı. 1992’de Los Angeles Times, 2001’de de Food and Wine Dergisi firmayı “Yılın şarap Üreticisi” olarak seçti. 2004’de ise Almanya’nın önde gelen şarap dergisi Wein Gourmet tarafından “Dünyanın En iyi Şarap Üreticisi” ilan edildi. Kaliforniya’da Central Coast bölgesindeki bağlarında üretilen şaraplar, zarif ve ince nüanslı lezzetleriyle ünlü.

Babich

1895 yılında Hırvatistan'da doğmuş olan Josip Babich 1916 yılında Babich şaraphanesini kurdu.

1940 ların sonunda Babich ailesi şarap yapımcılığında büyük gelişme gösterdi. Josip'in oğulları şarap yapımcılığına girdi, büyük oğlu Peter 1949 da, küçük oğlu Joe Jnr da 1958 yılında işletmeye katıldı ve 1962 yılında tüm şarap üretimini devraldılar. Peter ve Joe Babich dümeni devraldıktan sonra Babich şaraphanesi küçük, ağırlıklı olarak zenginleştirilmiş şarap üreticisinden dünya çapında şaraplar üreten modern bir şaraphaneye dönüşmüştür. Bugün Babich Yeni Zelanda'nın en büyük aile şaraphanelerinden birisidir. Ve Josip Babich başlattığı yeni jenerasyonla devam eder. 2001 yılında, Peter'ın ikinci oğlu David Babich şirkete katılan ailenin üçüncü jenerasyonu olmuştur.

Babich şarapları en çok Marlborough bölgesinde üretilir. Bölgenin en önemli özelliği olan serin iklimi, yani güneş ışınlarının çok aşırı olmadığı kombinasyon, üzümlerin daha yavaş olgunlaşmasını, böylece mükemmel asiditesi ile kalıcı aromaların gelişmesini sağlar. Geceleri etkili olan serin klima, üzümlerde malik asit bozulmasını önler, canlı ve aromalı şaraplar ortaya çıkar. 

Baron Rothschild

1933 yılından beri dünyanın en iyi ve her biri kendi kategorilerinde ödüllü şaraplar üretmektedirler.

Bigi

Orvieto’nun Antik kenti Etrusca’da yıllardır mükemmel beyaz şaraplar üretiliyor. Kalite, Bigi’nin Öncelikleri arasında ilk sıradadır. Ponte Guilio’da bugün ayrıca harika Sangiovese üretimi yapılıyor.

Biondi Santi

Brunello di Montalcino saraplari adını Montalcino kasabasından adını alır. Bu güçlü ve yıllandırmaya müsait kırmızılar Sangiovese üzümünün bir alt-türü olan “Sangiovese Grosso” üzümünden elde edilir ve DOCG sınıflandırmasına girer.

Biondi Santi gerçek bir yıldızdır. Brunello di Montalcino şarabının yaratıcısı olarak bilinir. Daha 40 yıl öncesine kadar bölgede satılan şarabın buyuk çoğu Biondi Santi etiketini taşıyormuş. Ferruccio, ailenin 19. yüzyıl sonundaki reisidir, BBSII diye tescil ettirdiği bir Sangiovese klonunu kullanarak ürettiği şarapla tarihe geçmiştir. Bugun tum dunyada Brunello di Montalcino saraplari denildiginde akla ilk gelen en buyuk isim Biondi Santidir.

Bodegas Aalto

Ribera del Duero şaraplarını en iyi tanıyanlardan biri olan ve bölgede otuz yıl boyunca şarap yapan efsanevi Vega Sicilia’nın eski önoloğu Mariano Garcia ile 6 yıl boyunca Ribera del Duero apelasyonunun başkanlığını yürüten Javier Zaccagnini’nin başını çektiği bir girişim olan Bodegas Aalto, 1999 yılında kuruldu. Kurulduğu günden itibaren bölgenin en iyi bağlarını satın almaya gayret eden Aalto, bugün Ribera del Duero’nun alt bölgelerinde ve Valladolid ile Burgos’un bazı köylerinde bağlara sahip.

Bu bağlarda, Tempranillo üzümünün Ribera del Duero iklimine uyumlandırılmış türü olan Tinto Fino’nun eski klonları dikili. Ayrıca şaraba özel bir kalite katan eski asmaların dikili olduğu bağların satın alınmasına da özen gösteriliyor zira bu eski asmaların üzümlerinin karakteriyle, yeni Tempranillo’ların karakteri tamamen farklı. Bölgeye özel daha karakteristik aromalar için Tinto Fino üzümlerinin kullanılması tercih ediliyor ve Bodegas Aalto da bu geleneğin takipçilerinden.

Bodegas Mauro

Tudela del Duero’da 1980’lerde kurulan Bodegas Mauro, ilk baştan beri küçük miktarda üretilecek ve yıllanacak şaraplar yapmak için tasarlanmış. Mahzeni 17. yıldan kalma tarihi bir bina olan Mauro’nun bağları da şarap yapımına son derece uygun bir “terroir”da. Atlantik Okyanusu’nun etkilerine açık olan ve genel olarak kıtasal bir iklimi bulunan Mauro bağlarının toprakları da killi, kalkerli, kumlu bir toprak yapısına sahip. 350 dönümlük bağlarda Tempranillo, Syrah, Grenache üzümleri yetiştiriyor. Bağbozumu da Eylül’den Ekim ortalarına kadar sürüyor.

Bodegas Roda

Garnacha, Tempranillo ve Graciano üzümlerini kullanarak şarap yapan ve İspanya’nın en tanınmış bağ bölgesi durumundaki Rioja’nın yenilikçi şaraphanesi Bodegas Roda, şaraplarında sadece kendi bağlarının üzümlerini kullanıyor. Yüzde 85 Tempranillo, yüzde 11Graciano, yüzde 4 Garnacha üzümlerinden sınırlı sayıda üretilmiş olan Roda Reserva’nın kalitesi, aldığı madalyalarla da kendini gösteriyor; 2007 yılında Decanter Dergisi’nden bronz, aynı yıl International Wine Challenge’da gümüş madalya alan şarap, Los Mejores Vinos de Espana’dan da 89 puan almış.

Bolla

Bolla’nın ilk mahzeni 1883’te Verona’nın güneydoğusunda bir ortaçağ kenti olan Soave’de, Abele Bolla tarafından kuruldu. Konuklarına ikram ettiği şarapların çok beğenilmesinden etkilenen Abele, şaraplarını pazara sunmaya karar verdi. Şirket,1909’da Bologna festivalinde kaliteli şaraplarıyla kazandığı altın madalyadan sonra piyasada da tanınır hale geldi. O zamandan sonra tanınırlığı günden güne artan Bolla şaraplarının Amerikan pazarındaki 50. yılını kutlamak için 1997 yılında New York belediye başkanı Rudolf W. Giuliani bir davet verdi. 2006 yılının sonunda Pedemonte mahzenini satın alan Gruppo Italiano Bolla’nın İtalya’daki distribütörü haline geldi. 

Boutari

1879 yılında Yiannis Boutari tarafından Yunanistan’ın kuzeybatısında Naoussa da kurulan Boutari o zamandan beri çok yol katetti. Şimdi Konstantinos Boutari tarafından yürütülen Boutari Yunanistan’ın neredeyse her şarap üretilen bölgesinde şarap üretiyor. Boutarinin Naoussa, Santorini, Crete, Goumenissa ve Attica da şarap imalathaneleri ve Paros, Samos, Mantinia, Nemea ve Patras da da üzüm bağları bulunmaktadır. Constantine Boutari’nin vizyonu Boutari şirketini dünyanın en iyi şaraphaneleri arasında görmeti ve bu gerçek oluyor. Boutari şirketi şarap sektörü için önemli iki Amerikan şarap dergisi ‘’Wine & Spirits’’ ve ‘’Wine Enthusiast’’ tarafından ödüllendirilmiştir.Wine & Spirit dergisi, Boutari şirketini 12 yıl ‘’Yılın Uluslararası Şaraphanesi’’ ile onurlandırmıştır ve geçen sene dünyanın en iyi 10 şaraphanesi arasında yer alırken bu sefer ilk defa dünyanın en iyi 8 şaraphanesi arasında yer almaktadır.Wine Enthusiast dergisi de Boutari şirketini ‘’2008 Yıldız Şarap Ödülleri’’ ile onurlandırmıştır ve ilk defa bir Yunan şaraphanesi ‘’Yılın Avrupa Şaraphanesi’’ ile ödüllendirilmiş oldu. Boutari, Avrupa da ki beş Avrupalı şaraphane adayları arasından böyle bir ödülle onurlandırılan tek şaraphanedir.

Brancaia

Chianti bölgesinin tam ortasında yer alan Brancaia şaraphanesi, Brancaia ve Poppi bağlarının sahibi. Tüm bağları yamaçlarda olan ve güney, güneybatı ve güneydoğu yönlerine bakan şaraphanenin bağlarının bulunduğu bu bölgelerde kil ve kireçtaşlı yapısı yoğun olarak bulunuyor. Bağların yüzde 65’i Sangiovese, yüzde 30’u Merlot ve yüzde 5’i de Cabernet Sauvignon üzümlerini içeriyor. Merlot, Cabernet Sauvignon ve Sangiovese üzümlerinden oluşan “Super Tuscan” Il Blue, şaraphanenin en prestijli şarabı. Wine Spectator’dan 90, Robert Parker’dan 92 puan aldı. Decanter Dergisi’nden gümüş madalyası ve Vini d'Italia 2008’den de “3 Kadeh” ödülü bulunuyor

Bruno Broglia

İtalya’nın Toskana ile birlikte en önemli şarap bölgelerinden biri olan Piemonte’nin Gavi köyünde bulunan Bruno Broglia, bugün şaraphaneye adını veren babalarının izinde yürüyen iki kardeş tarafından yönetiliyor. Özellikle Cortese üzümlerinden yapılan ve ülkemizde de bulunan Gavi di Gavi beyaz şarapları, Wine & Food Dergisi tarafından ABD’de bulunan en iyi beyaz şarap,  Wine Advocate tarafından da “En Değerli şarap” seçildi.

Capezzana

Italya Toscana bolgesinde bulunur. Toscana ulkenin DOCG klasifikasyonundaki 6 önemli sarabini üreten bölgedir: Chianti Classico, Brunello di Montalcino, Vin Santo, Carmignano, Vernaccia di San Gimignano ve Vino Nobile di Montepulciano. Carmignano, Chianti’ye benzese de daha ince ve yillandirilmaya müsait bir saraptir. Villa di Capezzana Seano kasabasına bakan bir tepe uzerinde kurulmustur. Capezzana, bu bolgenin otantik mucevheri gibidir, bulunan arsivlerden Capezzana’da 804 yılında uzum baglari ve zeytinliklerin yetistirlmeye baslandigini gosterir. Villa, 15. Yuzyilda insa edilmistir ve bir soylu aileden digerine birakişmistir. En son A rental contract oaslen koleksiyoncu olan Contini Bonacossi ailesine gecer. Ikinci dunya savasindan sonra aile sarap ve zeytinyagi uretimine baslar.

Castello di Ama

Chianti bölgesinde yer alan Castello di Ama, toplam 25 bin 500 dönüm üzerinde hem bağcılık hem de zeytincilik yapıyor. 430-510 metre rakımdaki bağlar, killi, kalkerli bir toprakta kurulu. Yıllık olarak yaklaşık  300 bin şişe kırmızı şarap üreten Castello di Ama, Il Chiuso, L’Apparita, Castello di Ama, Vigneto la Casuccia gibi çeşitli şarap markalarına sahip. 1972 yılında kurulan Castello di Ama, Carini, Cavanna, Sebasti, Tradico ailelerinin ortak markası. Eski bir Etrüsk köyü olan Ama, 998’li yıllardan bu yana çeşitli belgelerde adı bağcılıkla ilişkili olarak geçen bir köy. Bağların toprak yapısı incelendikten sonra, birkaç çeşit Sangiovese klonu seçilmiş ve şarapların bu farklı klonların üzümleriyle yapilması,  böylelikle daha zengin ve derinlikli şaraplar elde edilmesi hedeflenmiş.

Catena Zapata

Arjantin’in en zengin ve derinlikli şaraplarının büyük bölümünü üreten Catena Zapata şaraphanesinin öyküsü, kurucusu Nicola Catena’nın 1898’de kıtlık içindeki İtalya’dan Arjantin’e göç etmesiyle başlıyor. Catena, bölgedeki ilk Malbec bağını Mendoza’da, And dağlarının eteklerinde 1902’de dikmiş. 1960’a gelindiğinde, Arjantin ekonomisi büyük bir çöküntü içindedir. Enflasyon korkunç boyutlarda olduğundan, o yıl üzümü satmak yerine toplamayıp bağda çürümeye terk etmenin daha karlı olduğu ortaya çıkar. Şaraphanenin başındaki Domingo, ekonomi doktorası yapan 22 yaşınndaki oğlu Nicolas’a fikrini sorar, Nicolas hasat yapmamasını önerir…O yıl, baba oğlunu dinlemedi ve hasat ettiği üzüm elinde kaldı. Nicolas 80’lerin başında Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’ne konuk profesör olarak gitti¤inde Napa vadisi örneğini inceleyip hafta sonlarını orada geçirerek Yeni Dünya’da da Fransa’ya meydan okuyan şaraplar yapılabileceğini gördü. Mendoza’ya döndüğünde sofra şarapları yapan şaraphanesini sattı, kaliteli şaraplar yaptıkları Bodegas e Meralda’ya ise dokunmadı. 80’lerde Mendoza’nın en iyi bölgelerinde bağlar dikti. Her üzüme ideal bağ arazileri buldu, sulamayı kontrol altına aldı. Bu verimsiz görünen arazilere bağ yatırımı yapmasını herkes çılgınlık olarak nitelese de, inatla reformlara devam etti. 1994’te 60 yaşındaki Angelica bağının üzümlerinden Catena Malbec Şarabını  çıkardı. Fransa’nın Cahors bölgesinden getirdiği klonları dikti, klon ülkesinde seleksiyonuna öncülük etti. Fransız klonları umduğu sonuçları vermeyince kendi bağlarından geliştirdiği 145 klonun en iyi beşini ayırarak teruarlara dikti. 2003’te Altamira bağının en iyi sonucu verdiğini görünce, bu bağı diğerlerinden ayrı bir yere koymaya karar verdi. Catena serileri şaraplarının en iyileriydi. 1997’de çok iyi bir Cabernet Sauvignon hasadından sonra Nicolas Catena Zapata’yı çıkardı. % 95 Cabernet Sauvignon ve % 5 Malbec kupajı olan şarap 2001’de piyasaya çıktı. Kör tadımlarda Château Latour, Haut Brion, Solaia, Caymus ve Opus One’la aynı seviyede bulundu.

Caves Alianca

1927 yılında  Dominic Silva Angelo Neves önderliğinde kurulan Caves Alianca 60 ülkeye ihracat yapmaktadır.

Cazes

 

Güney Fransa’da Pirene dağlarının eteklerinden Akdeniz’e uzanan Rivesaltes ve Roussillon bölgesinde 2 bin 200 dönüm bağın sahibi olanDomaineCazes sek beyaz ve kırmızı şaraplar üretse de, ihtisası alkolle güçlendirilmiş tatlı şaraplar. Cotes du Roussillon, Cotes du Roussillon Villages, Muscat de Rivesaltes ve Vin de Pays statüsünde şaraplar üreten Cazes’in tarihi yirminci yüzyılın bağlarına kadar uzanıyor. O yıllarda ailenin flarap iflindeki ilk üyesi Michel Cazes bağlarındaki üzümü şarap imalathanelerine satıyordu. Oğlu Aime’nin 1927 yılında İşe girip babasını Rivesaltes’lı ünlü bir mareşal olan Joffre’nin 180 dönüm toprağını almaya ikna etmesi, bugünkü Domaine Cazes’ın da ilk adımı oldu. Bugün firmanın yönetiminde dördüncü kuşak görev alıyor. Grenache, Carignan, Syrah, Cabernet Sauvignon, Merlot, Muscat, Chardonnay, Macabeu üzümleri dikili olan bağlarındaki birçok uygulamaları biyodinamik şarapçılıkkurallarına uysa da, aile üyeleri bu özelliklerini etiketlerinde belirtmiyorlar çünkü doğaya saygılı bir üretimin zaten “normal” ve “yapılması gereken” şey olduğuna inanıyorlar. Bal kokulu Muscat’ları kaz ciğeri, krem karamel, elmalı turta gibi yiyeceklerle mükemmel gidiyor. Grenache üzümünden yapılan tatlı kırmızı şarapları da şarabın rengini andıran çikolata, kahve, erik kurusu gibi lezzetlere yakışıyor. Kehribar renkli Ambre ise adeta zengin bir brendi kıvamında…“Cuvee Aime Cazes”, ailenin ikinci kuşağı ve şaraphanenin gerçek kurucusu sayılan Aime’ye ithafen yapılmış bir iksir. Alkolde maserasyon, karbonik maserasyon ve kabuk maserasyonu ile yapılan şarapta fındık, bal, karamel,ceviz, kuru incir, kuru kayısı ve tatlı baharat kokuları var. Domain Cazes, sadece tatlı şaraplarıyla değil , Le Canon du Marechal ve Cotes du Roussillon serileri ile Libre, Le Credo ve Cotes du Roussillon Villages sek şaraplarıyla da bölgenin önde gelen üreticileri arasındaki yerini alıyor.

 

Chateau d'esclans

Fransız ünlü şarap üreticisi Alexis Lichine’in oğlu Sacha Lichine 2006’da “Rose dünyasında yeni bir devir” yaratmak amacıyla Chateau d’Esclans bölgesini satın aldı. Dünyanın en pahalı rosesi olan ilk Garrus, 2 hafta içerisinde tükendi. Tüm hayatı boyunca şaraplarla iç içe olan Sacha Lichine’in babası Alexis Lichine ünlü ve kaliteli şarap üreticisi olan Chateau Prieure-Lichine’in sahibiydi. Alexis Lichine vefat ettiğinde Sacha kontrolü eline aldı ve onu satıp ciddi bir rose şarap yapma yolculuğuna başlayana dek, orayı yönetti. Orada edindiği tecrübe ve bilgiyi, dünyaca ünlü şarapların yapımcısı Patrick Leon’un tecrübesi ile birleştirerek, Provence bölgesinde bir efsanye imza attılar.

Chateau Les Trois Croix

Kendi şaraplarını en yükseğe çıkarmayı hayal eden ailenin düşlerini Patrick Leon gerçekleştirir. 1995 yılının Haziran ayında Doğa harikası olarak bilinen ve mükemmel topraklara sahip  Floransac bölgesinde hayallerini gerçekleştirmeye başladılar. Ve bu düşlerine '' Üç Crosses '' adını verdiler. Üç kardeş için üç haç işaretini sembol olarak kullandılar.

Concha y Toro

1883 yılında seçkin bir avukat, bir girişimci ve bir politikacı olan    Don Malchor Concha y Toro, Şili’de şarap üretiminin gelişmeye başlamasından sonra Maipo Vadisi’ndeki şarap üretimi potansiyelinden yararlanmaya karar verdi. Don Melchor Concha y Toro Bordeaux’dan Fransız asmaları getirdi ve ilk şaraplarını hazırlamak için ünlü Fransız enolojist Monsieur de Labouchere ile anlaştı. Vina Concha y Toro, bu girişimiyle tam herkesin gözlerinin ulusal şarap üretimi üzerinde olduğu bir dönemde öne çıktı. Tm bir dahiydi, meraklı gözleri uzak tutmak maksadıyla Don Melchor şaraphane işçileri arasında şeytanın mahzeni sık sık ziyaret ettiği ve en iyi şaraplarına sahip çıktığı dedikodusunu yaydı. Bunu yapması en iyi kalite rezervlerini işe burnunu sokmak isteyenlerden koruyabilmesini sağladı ama bunun yanında, bilmeden de olsa Concha y Toro işinde ikinci bir evreye adım attı.1999 yılı Concha y Toro için harika bir yıl oldu. Tarihi boyunca aldığı en büyük övgüye layık görüldü! Şili’deki en iyi 35 enolojist Şili Şarap Rehberi’nde kalitedeki istikrarı sebebiyle on yılın en iyi şaraphanesi olarak seçti. Concha y Toro’da, işin her yönüyle durmadan gelişmesi 2002 yılını büyük bir stratejik başarı haline getirdi. Büyük piyasaların çoğunluğunda satışta meydana gelen büyüme sağlam bir performansın ortaya çıkmasına sebebiyet verdi. Prestijli ticaret dergi ve gazetelerinin köşe yazarlarının övgüleri şaraplarımızın kamu tarafından daha da tanınmasını sağladı. 2008 yılında 125. yılını şuana dek aldığı en iyi puanları alan şaraplarıyla, başarı dolu kutlayan Concha y Toro, dünya şarap sahnesinin Şili yıldızı olarak parlamaya devam edeceğini gösterdi.

Cottanera

Etna nın 730m yüksekliğindeki kuzey yamaçlarında yer alan Cottanera şirketi 1960 yılında şu anki sahipleri olan Gulielmo ve Enzo nun babası olan Francesco Cambria tarafından 100 hektarlık bir arazi üzerine kurulmuştur. 1990 larda 2 kardeş şarap üretimini arttırarak, yeni üzümler yetiştirerek ve mahzeni yenileyerek şirketi yeniden yapılandırdılar.Bugün kullandıkları devrimsel teknik ve yeni filozofileriyle Cottanera Şirketi Sicilyanın şekçin ve kaliteli şarap üreticileri arasına girmiştir. Bu meydan okuma 3. jenarosyonda da devam etmektedir: Mariangela, Francesco ve Emanuele getirdikleri canlılıkla Cottanera şaraplarını kalitenin ilk sırada yer aldığı modern şarap üreticisi haline getirdiler.

CVNE

İspanya’ın en önemli şarap bölgesi Rioja’da 1879 yılında Raimundo ve Eusebio Real de Asua kardeşler tarafından kurulan Compañía Vinícola del Norte de España (CVNE), 1915 yılında İspanya’nın en eski beyaz şarap markası olan Monopole’ü piyasaya çıkararak ülke şarapçılığının tarihinde önemli bir ilke imza attı. Bu yıllarda ünlü mimar Alexander Gustave Eiffel’in tasarladığı kavın yapımının sona ermesi, firmanıntarihindeki önemli olaylardan biriydi.1920’ler ise Imperial ve Vina Realmarkalı şarapların ilk kez üretildiğiyıllar oldu. O yıllarda Vina Realgibi oldukça modern yapılı, dengelive uzun süre yıllanabilen elegan birşarabın üretimi, İspanyol şarapları açısından bir yenilik olarak değerlendirildi.Fransızların “flato tipi” şarapçılık Anlayışının  ülkedeki ilk uygulayıcılarından biri de CVNE oldu. 1973’te kurulan Vinedos del Contino şarap yapımevi, bu yoldaki ilk adımlardan biriydi. Ancak CVNE’nin en önemli yeniliklerinden bir tanesi, 1989 yılında faaliyete giren El Pilar oldu. Şırayı yerçekimi yoluylatanklara aktaran bu büyük şarap yapımevi, dönemin son derece modern teknolojilerinin kullanıldığı bir tesis olarak tarihe geçti. Bugün ailenin beşlinci nesil üyelerit arafı ndan idare edilen CVNE’de, Haro’da Cune, Laserna’da Contino ve Laguardia’da Vina Real şarap Yapım evlerinde şarap üretimi sürüyor. Cune Crianza, dünyada en yaygın olarak yudumlanan şaraplarından. Rioja Alta bağlarının ağırlıklı olarak Tempranillo, az miktarda da Mazuelove Garnacha Tinta üzümlerinden yapılan bu kırmızı şarabın  “rezerva”sı  da var. Cune Rioja Reserva, 12 ay meşe fıçılarda dinlenen Crianza’dan farklı olarak Fransız ve Amerikan fıçılarda tam iki yıl dinlendiriliyor, bir yıl da şişede yıllanıyor. Kupajında da bir miktar Granciano üzümü kullanılıyor.

d’Arenberg

Joseph Osborn 1912 yılında bugün Avustralya’nın en iyi tanınan şarap bölgelerinden biri ve Avustralya’da bağ dikilen ilk alan olan Mc Laren Vadisi’nde 250 dönümlük bir bağ aldığında, bölge henüz sadece Glouchester ve Bellevue kasabalarının kuzeyindeki tepelik bir alandı ve bağcılık  için ne denli ideal olduğu henüz ortaya çıkmamıştı. Joseph Osborn’un oğlu Francis Ernest, bağlarda babasına yardım etmek için tıp eğitimini yarım bırakarak belki de d’Arenberg için tarihi bir karar verdi zira bu kararının ardından bağ alanlarını üç katına çıkardı ve 1928 yılında kendi şarabını yapana kadar üzümlerini başka üreticilere satarak ayakta kaldı. O yıldan itibaren sek kırmızı şaraplar ve alkolle güçlendirilerek yapılan fortifiye şaraplar ürettiler. d’Arenberg’in bir marka olarak doğuşu ise, üçüncü neslin şarap işine girmesinden sonraya denk düşüyor.Torun Francis d’Arenberg Osborn, adı Frances Helena d’Arenberg olan annesinin soyadını taşıyan bir şarap çıkararak ona armağan etmek istiyor. d’Arenberg markası, işte bu sevgiden doğuyor…Dördüncü jenerasyon da başka bir mesleğe yönelmeyip aile işine giriyor ve 1984 yılında Chester d’Arenberg Osborn, firmanın bağ şarap yapımcısı olarak yönetimi ele alıyor.Avustralya’nın diğer bölgelerini ve Avrupa bağlarını dolaşıp döndükten sonra, en geleneksel bağcılık metodlarına geri dönmek ve doğanın dengesine mümkün olduğunca müdahale etmemek üzere bir sistem geliştiriyor. d’Arenberg’de o yıllardan bu yana gübre kullanımı minimumda, sulama gerekmedikçe yapılmıyor ve son derece düşük verimle çalışılıyor.Ayakla üzüm ezme geleneğinin de sürdürüldüğü çok az sayıdaki şarap üreticisinden biri, d’Arenberg. Osborn ailesi, bir yandan da son derece ileri görüşlü… Kupajının yapılması yaygın olmayan dörder-beşer çeşitli üzümden üretilen beyaz ve kırmızıları, Avustralya’nın en beğenilen şaraplarıarasında d’Arenberg şaraplarında Riesling’le Sauvignon Blanc gibi aykırı üzümler bile dengeli bir tarzda biraraya gelebiliyor. Wine&Spirits Magazine’in Amerika baskısında “2009 Yılının En iyi şaraphanesi” olarak seçilen d’Arenberg’in tüm dünyada kırmızı bantlı etiketiyle tanınıyor. Firmanın “Dead Arm”, “Ironstone Pressings” ve “Coppermine Road” markalı üç kült şarabı ise, Avustralya şarabının zirveleri olarak yorumlanıyor…

Distell

Güney Afrika’nın en büyük şarap üretici Distell, her biri ayrı ayrı markalaşmış şarapları ile tanınıyor. Hill&Dale, Two Oceans, Stellenzicht şaraplarının tümü, Distell çatısı altında toplanıyor. Hill & Dale şarapları, Güney Afrika’nın bir üniversite şehri  olan Stellenbosch’ın çevresindeki bağlarda yetiştirilen üzümlerden elde ediliyor. Kuzey Yarıküreden farklı olarak Güney Afrika’da sıcaktan korunmak için bağlar genellikle güneye bakıyor. Denizden gelen serin hava, bağbozumu öncesi üzümlerin rahatça olgunlaşmasına olanak tanıyor. 1659 yılından bu yana şarap üretilen bölge, eşsiz bir toprak ve iklim yapısına sahip. Hill & Dale’in Stellenzicht bağları, Helderberg Dağları ile False Körfezi arasındaki yamaçların ortasında bulunuyor. Bağların en önemli avantajı, yüksekliklerinin deniz seviyesinden 100 - 400 metre yukarıda olması. Bu, Stellenzicht bağlarının bulunduğu yamaçların ve aflaşağıdaki vadinin gün boyu çeşitli açılardan güneş alması anlamına geliyor. Atlantik Okyanusu’ndan gelen rüzgârların serinlettiği üzümler, Hill & Dale’in üstün nitelikli kırmızı ve beyaz flaraplar üretmesini sağlıyor... Hill&Dale ile Stellenzicht’in şarap yapımcısı Guy Webber, Hill&Dale şaraplarının Fransız stiline yakın olduğunu söylerken, “insanların kolaylıkla anlayabileceği şaraplar yaparız ama o kolaylığın içinde de meyvemsiliğin, kompleks katmanların yakalanması önemlidir. O yüzden bizim şaraplarımız fıçıya yaslanan çoğu yeni dünya şarabından  ayrılır” diyor. Hill&Dale, bölgenin de en yaygın dikilen üzümü olan Cabernet Sauvignon’un yanısıra, şiraz, Merlot, Chardonnay Sauvignon Blanc üzümlerinden de şarap yapıyor. Güney Afrika’nın yerel üzümü sayılan Pinotage’dan yaptıkları kırmızı şarap da ürün portföylerinde ayrıcalıkl bir yere sahip. Pinot Noir-Cinsault melezi olan Pinotage, dünyada da özgün bir çeşit olmasıyla ilgi görüyor. 1993 yılında uluslararası bir marka, olarak lanse edilen Two Oceans ise ismini Afrika’nın güney sahilinden görülebilen iki okyanustan; Hint ve Atlas Okyanuslarından alıyor. Cape Town kenti çevresinden bu iki okyanusa bakan Stellenbosch, Paarl, Robertson ve Worcester tepelerinden toplanan üzümleri işleyen Two Oceans, tüm dünyada tanınan bir marka. Distell’in Türkiye’ye de ithal edilen bir diğer önemli şarap markası da Stellenzicht. Güney Afrika’nın yüz yıllardır şarap üretilen bölgesi Stellenbosch’un önde gelen isimlerinden Stellenzicht’te, 1692 yılından bu yana şarap üretiliyor. Modern bir tesis haline gelmesini ise, 1981 yılında Hans Joachim Schreiber tarafından satın alınmasına borçlu. Atlantik Okyanusu’nun serin esintilerine açık olan bağların üzümleriyle yapılan şarapların Pinotage ve Shiraz’ı özellikle beğeniliyor.

Disznoko

Ortaçağ’dan bu yana “Kralların şarabı, şarapların kralı”sloganıyla tanınan Macaristan’ın ünlü Tokay şarapları, Furmint, Harselevü ve Misket üzümlerinin hasadının geciktirilmesi ve bu sayede üzümlerde asil küf geliştirmesii ile elde ediliyor. Asil küfün yerleştirdiği üzümlere Tokay şaraplarında “Aszu” deniyor, üreticinin Türkiye’de bulunan şarapları da bu flekilde üretilmiş tatlı şaraplar. Aszu üzümlerinin toplanması da oldukça zorlu bir süreç çünkü asil küfün üzerinde geliştidiği  olgun üzümler büyük bir dikkatle tek tek, elle toplanıyor. Bir işçinin günde en fazla toplayabileceği miktar 7-10 kilo arasında değişiyor. Bu da, şarabın yapım maliyetinde sadece işçinin bile büyük miktarlara çıkmasının nedeni… Bölgenin önemli üreticisi Disznoko da bu stildeki şaraplarıyla tanınıyor. 1992 yılında Fransız AXA flirketinin satın aldığı Disznoko, 135-220 metre rakımda 1500 dönümlük bağ alanına sahip. %60 oranında Furmint, %30 kadar Harselevü, % 9 Zeta (Oremus), % 1 ise sarı Misket üzümünün dikili oldu¤u bu bağlar, volkanik kayalar üzerindeki killi bir toprağa sahip. Her üzüm çeşidinin şaraba kattığı bir özellik bulunuyor... Disznoko’nun üç katlI şarap yapım tesisi, son teknolojiye sahip. Girişte sıkılan şıra yer çekimi gücü ile, pompalanarak hırpalanmadan bir alt kattaki tanklara aktarılıyor. En alt katta, yerin 10 metre kadar altında ise mahzen bölümü bulunuyor. Yıl boyunda 12 derecede tutulan mahzende 1000 kadar fıçıda yıllanan Aszu’nun yanı sıra, fliflşişede yıllanan şaraplar da bekletiliyor. Bu şarapların üzerinde görülen “puttonyos” ibaresi, şarabın tatlılık derecesini gösteriyor ve 3-6 arasında değişiyor. 6’nın üzerindekilere “Essencia” deniyor. Tokay şarapları, semirtilmiş kaz ciğeri gibi çok yağlı mezelerin olduğu kadar, peynirlerin, özellikle de rokfor ve gorgonzola gibi küflü çeşitlerinde  çok iyi birer eşlikçisi. Bu peynirlerin yüksek yağ ve tuz oranları, şaraptaki şekerle dengeleniyor. Disznoko’nun Şarapları  International Wine Yarışması’ndan da gümüş madalyalı.

Domaine Richeaume

Provence’da bulunan Domaine Richeaume’nün sahibi bir Alman. Sadece 2 dönümlük bir bağ ile 1972 yılında şarap üretimine başlamıştır. Bugün toplam 25 dönümde üzüm üretiyor. Halihazırda firmanın başında  Kaliforniya’da önoloji öğrenimi  gören oğul Sylvain bulunuyor. Domaine Richeaume’ün Cuvee Colimelle şarabı. Syrah ve Cabernet Sauvignon üzümlerinin işlendiği organik şarap.

Domenico Clerico

Barolo, Barbera ve Dolcetto şaraplarıyla tanınan şaraphanenin sahibi Domenico Clerico, İtalyan şarap dünyasında Barolo şaraplarının daha yenilikçi ve modern bir yorumla yapılmasının öncü isimlerinden biri olarak tanınıyor. Barolo gibi klasikleşmiş bir şarapta kişisel stilini en iyi yansıtan ve Nebbiolo üzümünden beklenmedik tarzda bir şarapla ortaya çıkan az sayıdaki üreticiden de biri… Monforte bölgesindeki şaraphanesinde rüstik Barolo şarapları yerine daha yuvarlak ve meyvemsi şaraplar yapmayı tercih eden Clerico, birçoklarının aksine, şarap yapımında üretim süreçlerinin ve tercih edilen yöntemlerin de en az üzümün kendisi kadar büyük önem taşıdığına ve kaliteye doğrudan etki ettiğine inanıyor. Toprağın şaraptaki rolünün de altını çizen üretici, “terroir”ın etkilerini en iyi şekilde ortaya koyabilmek için daha çok tek bağ şaraplarına yöneliyor. Domenico Clerico’nun serüveni, 1977 yılında satış danışmanı olarak çalıştığı firmayı bıakıp ailesine ait bağlarda çalışmaya karar vermesiyle başlıyor. Ba¤ğcılığı tecrübe ederek ve bağcı dostlarının tavsiyelerine kulak vererek, bir anlamda pratik yaparak öğrenen Clerico, 1980’lerin başlarında şaraplarını ABD’ye satmaya başlıyor. Aynı dönemde, Monforte’nin enteresan köylerinden de bağlar alıyor; Ginestra, Pajana, Mosconi, Bussia bağları, o yıllarda doğuyor. Yılda 100.000 şişeye yakın üretim yapan firma, bugün Barolo’nun yıldız üreticileri Türkiye’de satışa sunulan Arte şarabı ise, ilk rekoltesi 1985 yılında çıkmış, %90 Nebbiolo ve %10 Barbera harmanından yapılan bir şarap. Ardından İtalya’da birçok taklitleri de çIkan şarabın bir sanat eseri niteliğindeki orijinal etiketi, Lozan’daki Modern Sanat Müzesi’nde sergileniyor.

Elio Altare

Dede Giuseppe 1948 Filistin' den La Morra' ya göç etmiştir. Dede Giuseppe La Morra' dan 5 hektar bağ satın alarak nebbiola, dolcetto ve barbera üzümlerini yetiştirmeye başlamıştır. 1980 lerin başında geleneksel bağcılık yapmaya başlamışlardır. Elio Altare,diğer modernist yöntemi seçecek üreticilere, kısa maserasyon süresi(1 hafta veya daha az),daha kısa fıçı yıllandırma süresi, bunun da en azından bir süresinde barrique kullanılmasını önermektedir.

Esporao

Portekiz Alentejo bölgesinde en iyi şarapları üreten ve tarihi eski çağlara kadar uzanan eski bir şaraphanedir. Şaraphane tarihi 1457 yılına dayana eski bir kule, şapeldir. En yaygın olarak kullanılan budama sistemi olan '' Guyot ''kullanılmaktadır.

Esser

Başkan Manfred Esser’in profesyonel kariyeri büyük bir Avrupalı şaraphane için satış elemanı olarak başladı. Esser 1974’de Amerika Birleşik Devletleri’ne geldi ve kısa bir zamanda hem Başkan hem de İcra Kurulu Başkanı (CEO) olarak faaliyet göstermek suretiyle sıfırdan başlayarak milyon dolarlık Chicago, Illinois merkezli Wine Import and Marketing BusinessPieroth WIV-USA’ı kurdu. Esser ayrıldığı zaman kurum 30 satış ofisi ve geniş uluslar arası şarap portföyü satan 500 çalışana sahipti.  1986’da Esser Napa Vadisindeki CUVAISON Şaraphanesinin başkanı oldu. Bu dönemde şaraphanenin satışları yüksek oranda birikmiş kayıplarla önemli oranda düşmüştü.İki yıl sonra şaraphane denk duruma geldi.Cuvaison’dan ayrıldığı zaman İhraç Payı % 25’ti ve Toplam Satışlar yüksek uçta süper-prim değerinde 70000 kasaydı. Esser’in müşterileri “Cuvainileştirme” ve müşterileri “Şirket Temsilcileri” haline dönüştürmeye dönük özel müşteri yaklaşımı şaraphaneyi endüstrinin en başarılılarından biri haline getirdi. 1998’de Esser bu şaraphanedeki ortaklık payını sattı. 2002 Sonbaharında Manfred Esser kendi markasını sunmuştur:Esser üzüm bağları. Müşteriyi akılda tutmak suretiyle tasarlanan Esse üzüm bağları müşteri canlısı California şarabı için kalite, değer ve zarafeti harmanlamaktadır.2005 başlarında Esser Mahzenleri sadece ABD pazarı için White Plains, New York merkezli W.J. Deutsch & Sons ile ortak girişim anlaşması yaptı ve böylece onların ödüllü şarap portföyüne katılmış oldu. Manfred Esser çoğunlukla şarap-pazarlama uzmanı ve hızla gelişen “Müşteri Bağlılığı” alanında önde gelen bir uzman olarak beğeni toplamaktadır. Esser “Töhmet Pazarlama” olarak adlandırılan ifadeyi bulmuştur –bu kavrama göre “müşterinize o kadar iyi davranırsınız ki onda ürününüz veya hizmetinize geri gelmesi ve hatta bundan da öte şirketiniz için bir Temsilci olması için bir yükümlülük hissi oluşturursunuz.” Esser’in başarıları için anahtar unsur: ilişkileri oluşturmak ve geliştirmektir.Esser’in “Töhmet Pazarlama” konusundaki seminerleri dünya çapında distribütörler, gemi işletmecileri, oteller ve perakendeciler için vs. verilmektedir.

Falesco

Riccardo ve Renzo Cotarella kardeşlere  ait Falesco Şarapları, Lazio ve Umbria bölgeleri arasında bulunan köklü bölgede 1979 yılında  (Lazio, Viterbo eyaleti) kuruldu. Özel klon üzümlerden şaraplar üretmektedirler.

Fontanafredda

İtalya’nın güçlü kırmızı şaraplarıyla tanınan çok eski bir bağ bölgesi olan Langhe’nin tepelerinde kurulu Fontanafredda, Piemonte’nin kalbi sayılan Serralunga d’Alba, Barolo,Diano d’Alba bölgelerindeki 200-400 metre rakımdaki 700 dönümlük bağlarının Nebbiolo, Barbera, Dolcetto ve Moscato üzümleriyle 100 küsur yıldır şarap üretiyor. Bunun dışında, bölgede dört nesildir çalıştıkları bağcılardan da üzüm alımı yapıyorlar. Bölgenin bol kalkerli, kumlu ve çakıllı toprak yapısı, şaraplara da zenginliğini veren asıl etken. Karasal iklimin hüküm sürdüğü bağlarda ilk ve sonbahar aylarında yoğunlaşan yağışların miktarı çok değişkenken olduğundan, yıldan yıla farklı karakterde şaraplara sıklıkla rastlanabiliyor. Fontanafredda’nın böylesine özel bir bağcılık ve şarapçılık bölgesinde kurulmuş olmasının kraliyet ailesiyle ilintili bir hikayesi var. 17 Haziran 1858 tarihli bir belge, Serralunga d’Alba’da bulunan 540 dönümlük bir arazinin, Sardunya Kralı II. Victor Emmanuel’in mülkiyetine geçtiğini gösteriyor. Bu arazi, kralın Rosa Vercellana’dan olan iki çocuğuna aktarılmış. Rosa Vercellana’nın daha sonra Mirafiori ve Fontanafredda kontesi ilan edilmesi, üreticiye bugünkü adını getirmiş. Ancak bu topraklarda gerçek anlamda şarap işine girilmesi 1878 yılında olmuş. Zira bu tarih, Mirafiori kontu Emanuel Guerrieri’nin büyük bir öngörü ile bağlara, özellikle de Barolo üzümüne eğildiği ve şarap üretimini bir ticari iş olarak ele almaya karar verdiği yıl olarak tarihe geçmiş. Bu tarihi şaraphanede, asil kırmızı şaraplar 19. yüzyıldan kalma fıçı mahzenlerinde dinlendiriliyor, beyaz ve köpüklü şaraplar ise tüm gerekli donanıma yeni binalarda muhafaza ediliyor. Firmanın bugün, Nebbiolo üzümünden yapılan Barbaresco ve Barolo şarapları, Barbera üzümlerinden üretilen Barbera şarapları bulunuyor ve bu şaraplar, İtalya’nın Toskana ile birlikte en önemli şarap bölgelerinden olan Piemonte şaraplarının genel karakteristik özelliklerini de ortaya koyuyor.

Frescobaldi

Frescobaldi ailesinin tarihi yaklaşık 1000 yıl kadar önce, ailenin ilk üyelerinin Val di pesa’dan Floransa’ya, daha kesin olmak gerekirse bugün Castiglioni olarak bilinen “Castillione Vallis Pease’ye” göçmesiyle başladı. Bugün”oltrarno’da”, Floransa’ya yerleştiler ve bugün Plazzo Frescobaldi’nin yanında hala görülebilen ev ve kuleyi inşa ettiler. Aile “Arte del Cambio” kuruluşuna katılarak bankacılığa girmiş ve yün ve ipek ticaretinin yanında sanat etkinliklerinde bulunmuştur. Ailenin şarap yapımcılığı tarihi, Berto de Frescobaldi’nin oğullarına villalar, un değirmenleri, üzüm bağları, meyve bahçeleri ve küçük bir parça araziyi içinde barındıran kırsal kesimdeki bir mülkün miras kalmasıyla başladı. Frescobaldi’nin şarapları, ailenin kraliyete ve resmi bankalar mahkemesine tedarikçilik yaptığı Belçika ve İngiltere’ye ihraç ediliyordu. Frescobaldi şarap yapımının yanında kendilerini finans, sanat ve edebiyata vermişlerdi. 1400’ler ve 1500’ler arasındaki en müreffeh dönemlerinde Frescobaldi ailesi yalnızca İngiltere ve Belçika’da değil Akdeniz’in doğusundaki İstanbul’dan Şam’a kadar pek çok ticari iş kolu açmıştır. Uğraşları onları Çin’e kadar götürmüştür. Başarılı oldukları aile ticaretleri sayesinde Frescobaldi’nin şarapları Floransa bölgesinin her yanına ve ötesine yayılmıştır. Özel aile arşivlerinde saklanan iyi korunmuş bir parşömen İngiltere Kralı 8. Henry’nin bir şarap siparişinin ayrıntılarını göstermektedir.

Frog’s Leap

Şirketi 1981 yılında Williams Ailesi tarafından Frog Farm ( Kurbağa Çiftliği) olarak bilinen bölgede Mill Creek ( Mill Deresi) boyunca kurulmuştur. Eski bir hesap defterine göre, yüzyılın başında, bu mülkiyet üzerinde kurbağalar yetiştirilip düzinesi 33 dolardan satılıyormuş. Tabii ki, Viktorya döneminden kalan San Fransisco gurmelerinin sofralarında yer almak üzere.

 

Frog’ s Leap tarihi bir bölge olan Red Barn’ da Rutherford yöresinde 130 dönümlük üzüm bağları arasında bulunmaktadır. Bu büyük ve görkemli bina 1884 yılında Adamson Winery ( Şarapçılık) ve Paula Moschetti el sanatları binası olarak yapılmış ve yıllık 60,000 şişe Sauvignon Blanc, Chardonnay, Zinfandel, Merlot, Cabernet Sauvignon and Rutherford şarabı üretilmiştir.

                                                                                                

Napa Vadisinin organik olarak yetişen üzümlerinin ve en eski geleneksel tekniklerin kullanılmasıyla, Frog’ s Leap yetiştirildikleri toprakların havasını ve özelliklerini yansıtan şarapların üretimini gerçekleştirmek için çalışmaktadır. Frog’s Leap Napa Vadisinin en nadide, an saf şaraplarını üretmektedir. Şirketin benimsediği slogan da şu: “Her şeyden haberdar olunca hayat eğlenceli geçer.”

Georges Duboeuf

Fransa’nın en büyük ve en iyi tanınmış Fransız şarabı tüccarlarından biridir. Şirket 1964 yılında, bir üzüm yetiştiricisinin oğlu olan Georges Duboeuf tarafından kurulmuştur. Politikası (gelenek ve kalite), Beaujolais, Maconnais ve Rhone Vadisi şaraplarına dayanarak inanılmaz bir başarı göstermiştir. Bugün Vins Georges Duboeuf, geleneğe olan saygıyla ticari büyümeyi dengelemeye devam ediyor ve Beaujolais’den Pays d'Oc’a, Ardeche’e ve Jardin de la Fransa’a kadar birçok zarif şarapları da içeren genişletilmiş birçok bölgesel özellikleri sunuyor.

Guigal

Fransa’nın orta kesimlerindeki Lyon şehrinden güneye doğru akan Rhône ırmağının kıyısındaki dimdik yamaçlardaki teraslı bağların tepelerinde, bağların sahibi olan üreticilerin adları kireç badanalı dev duvarlara ırmaktan geçenlerin okuyabileceği şekilde yazılır. İşte bu yazılardan bir tanesi de, “E. Guigal”dir… Guigal ailesi, Rhône şarapçılarının devlerinden biri. Decanter Dergisi tarafından “Dünyanın En iyi şarap Üreticisi” unvanına da layık bulunan E.Guigal’in merkezi, 1995 yılında restore ettikleri 12.yüzyıldan kalma bir bina olan Chateau D’Ampuis’de… Şato, güneşli cepheden ve bol gördüğü için “Côte-Rotie” (kızarmış tepe) adını taşıyan apelasyon bölgesinin içinde yer alıyor. Romalılardan bu yana, 2000 yılı aşkın süreden beri bağların dikili olduğu bölgede, Côte-Rotie apelasyonun en değerli üç bağı LaTurque, La Moulin ve La Landonne da bu ailenin.  Yeryüzündeki Türk isimli en değerli şarap olan “La Turque”, ismini bir aşk hikâyesinden alıyor: Chateau D’Ampuis’in efendisinin oğlu Haçlı seferleri sırasında bir Türk kızına aşık olur. Fransız aile bu ilişkiye karşı çıkar ancak engel olamazlar. Ceza olarak evlendikten sonra oğullarına bölgenin en uzak, dik yamaçların, en verimsiz toprakların bulunduğu bölgesini verirler. Ancak bu verimsiz topraklardan, bugün dünyanın en ünlü şaraplarındanolan, şarap koleksiyoncularının gözdesi olan ve Türk kadını anlamına gelen La Turque çıkar… şarap, yüzde 96-97 şiraz, yüzde 3-4 arası da egzotik bir rayiha vermesi için beyaz Viognier içeriyor. Guigal’ler, Rhône’un diğer ünlü apelasyonları Condrieu, Hermitage, Saint-Joseph ve Crozes Hermitage’da da bağlara sahipler. Kendi bağlarının üzümlerinin yanı sıra, bir miktar köylüden de üzüm alarak işliyorlar. 4 bin fıçılık mahzeninin fıçılarının büyük bölümünü 2003’de kurduğu kendi fıçı imalathanesinde üretiyor, burada yılda 600 fıçı yapıyorlar.       

Heitz

Joe ve Alice Heitz 1961’de Heitz Şarap Mahzenlerini kurmuşlardır. Joe ve Alice, sırayla Illinois ve Sout Dakota’dandır fakat 1940’ların ortalarında California’da karşılaşmışlardır. Joe daha sonra University of California at Davis’e kayıt yaptırdı ve şarap yapımı alanında lisans ve yüksek lisan derecelerini tamamladı, bu sırada Alice Sacramento’da çalıştı. Mezun olduktan sonra Joe, Andre Tchelistcheff yanında Beaulieu Vineyards’daki yedi yıl dahil çeşitli California şaraphanelerinde çalışarak önemli deneyimler kazandı.Kendi şaraphanelerine sahip olma arzusu 1961’de ilk sekiz akrelik üzüm bağı ve şaraphaneyi satın almaları ile gerçeğe dönüştü. Ekip olarak çalışmak suretiyle kendi mülklerini inşa etmeye başladılar ve bu esnada asla elde etmek istedikleri kaliteyi akıldan çıkarmadılar.Bu kararlılık ve sade sıkı çalışma gelecek nesiller için takdir edilecek bir miras ve devam etmek için gayret oluşturacaktır.   İkinci nesil aile firmasının üzüm bağları ve mahzenlerinde büyümüştür ve günümüzde işleri idare etmektedir. Şarap üreticisi ve şu an en yaşlı olan David, Fresno State University’den aldığı şarap üretimi eğitimi ile eğitimini geliştirdi. Kendisinin ilk tek başına çabası olarak Martha's Vineyard Cabernet Sauvignon 1974 anı şişelemesini gerçekleştirdi. David’den dört yaş daha genç olan Kathleen baş üretim amiridir. Kendisinin İsviçre’deki ve University of Oregon’dan aldığı biyoloji eğitimi endüstrinin teknik kısmının ticaretle uygun biçimde harmanlamasına imkan tanıdı. Aynı zamanda üçüncü bir nesil de yetişmektedir. Bununla birlikte bunların bazılarının veya tümünün gelecekte, ilk iki nesle tatmin ve mutluluk sağlayan bir gelenek ve yaşam tarzı olan Heitz Ailesinin şarap yapımı geleneğini devam ettireceklerine dair umutlar vardır. Martha’s Vineyard Cabernet Sauvignon’un muhteşem hikayesi 1965’te başladı ve günümüzde ortaya çıkmaya devam etmektedir. Heitz ailesi ve Martha’s Vineyard’ın sahibi May ailesi arasında el sıkılarak yapılan tarihi anlaşma Cabernet Sauvignon’un tarihini oluşturmuştur. Aileler arasındaki ilişki şimdi üç nesle yayılmıştır. 1966’da Joe Heitz o kadar farklı ve enfes bir şarap üretti ki, iki aile basit biçimde etiketin üzerine üzüm bağının adını ekledi ve Napa Vadisindeki üzüm bağı esas alınarak tasarlanmış ilk şarap olan Martha’s Vineyard Cabernet’i üretmişlerdir. “Bu kıyaslanamaz Cabernet’in otantik çeşitliliğe sahip karakterini sunmak mirasın önemli bir kısmıdır. Martha’s Vineyard özel zenginliği, zengin karmaşık katmanları ve gene olarak çarpıcı dengesi ile dünya çapında en iyi bilinen Cabernet haline gelmiştir.” Kathleen Heitz Myers, Başkan

Heymann

Cornelia Heymann-Löwenstein ve eşi Reinhard Löwenstein’ın şaraphanesi Heymann, Almanya’nın birbirinden güzel beyaz şaraplarıyla tanınan Mosel bölgesi üreticilerinden. Yamaç bağların ürünleri olan Riesling’leriyle tanınan Heymann, çok sıcak olmayan bölgenin yılın 160 günü güneş görmesi nedeniyle, üzümlerini yavaş yavaş olgunlaştırarabiliyor. Bunun yanı sıra Mosey nehrinin iki yanındaki dik yamaçlarda milyonlarca yıl önce yaşlanan tektonik gelişmeler sonucu toprağın altında oluşan kaya kütleleri de, “terroir”ın önemli bir parçası olarak, asmaların karakterini etkiliyor. Heymann’ın Türkiye’de de bulunan Riesling şarabı Schieferterrassen, Mosel bölgesini en iyi şekilde temsil eden, güzel çiçeksi tonlara sahip bir şarap.

Hugel

Hugel ailesinin Alsace’taki ilk izleri, 15. yüzyıla kadar uzanır. Yaklaşık iki yüzyıl sonra Hans Ulrich Hugel, korkunç Otuz Yıl Savaşında harap olan Riquewihr’e yerleşti. 1639 yılında şehrin serbest bir üyesi yapıldı ve kısa sürede çok güçlü Şarap Yetiştiricileri Kurumunun başına geçti.1672 yılında oğlu Rue des Cordiers’te güzel bir ev kurdu ve kapının üstüne, şirketin halen kullanılan logosunun kaynağı olan aile amblemini astı. 18. ve 19. yüzyıl boyunca Hugel ailesi şarapçılık yetenekleri ve üzüm bağlarını ekip biçtikleri titizlikleri için imrenilir bir üne sahip oldu.1902 yılında Frédéric Emile Hugel, eski aile mülkünü terk etti ve halen aile şirketinin merkezini oluşturan, Riquewihr’in merkezindeki mekanına yerleşti.1918 yılından sonra, Frédéric Emile Hugel de dahil, birkaç ileri görüşlü ve cesur şarapçı, Alsace’ın üzüm bağlarını kurtarmak için harekete geçti. Bu gerçek öncü tüm yaşamını soylu üzüm çeşitlerinden yüksek kalitede şarap geliştirmeye adamıştır. Oğlu Jean bu Haçlı seferini devam ettirdi. Azmi ve iyi çalışması sayesinde Alsace şaraplarının dünyadaki en mükemmel şaraplar arasında olmayı hak ettiğini kanıtladı. Üç oğlu Georges, Jean ve André, bu yola aynen devam etti ve Alsace’ın geç hasadı olan "Vendange Tardive" ve "Sélection de Grains Nobles" şarapları resmen onaylandı.

Isole e Olena

Paolo de Marchi’nin yönettiği Isole e Olena, Toskana’nın Chianti bölgesinden çıkan ve özellikle son yıllarda kaydettiği büyük kalite sıçramasıyla dikkat çeken bir üretici. Aslen Piemonteli bir aile olan Marchi’ler, Toskana bağlarını 1960’larda satın aldılar. Şu anda Türkiye’de de bulunan Chianti Classico şarapları, en popüler ürünleri. Sangiovese, Canaiolo, Syrah kupajı olan şarabın yanısıra, üreticinin tüm özelliklerini ortaya koyan “imza şarabı”, %100 Sangiovese’den yapılan Cepparello da meşhur. Isole e Olena, İtalya’nın en iyi tatlı şaraplarından Vin Santo’lar da yapıyor..

JEAN JEAN

Dünyadaki en büyük üzüm bağlarının merkezinde beş jenerasyona dayanan JeanJean ailesi dağ ve deniz arasında, hayret verici ters bir alanda konumlanmış Languedoc bölgesi şaraplarının hikayesini yazmıştır. Değişmez değerleri ve kanıtlanmış kalitesiyle desteklenen aile şirketi, Güney Fransa’nin lider üretici ve şarap tüccarlarının başında gelmektedir. Languedoc bölgesinin 300 hektardan daha fazla bağ alanına sahip JeanJean ailesi, ayrıca, güneyin zenginliğinin yanında ailenin dinamizmini ve yeni ürün geliştirme kapasitesinide vurgulayan kendi şaraplarını da üretmektedir. Prestijli üzüm bağları, iyi bilinen isimler, Domaines ve Chateaux bölgelerinden şarapların hepsi tek görüşte birleşmektedir: dünya çapında müşterilerine yenilmez bir tutku, yetenek ve ihtirasin hazinesi hizmet. Bugün şirketin liderliğini yapan Bernard JEAN JEAN ve Antoine LECCIA 1870 yılında başlamış olan başarılarına devam etmektedirler. JEANJEAN’ı yaratan insanlara her gün yeni tatlar, Languedoc ve Roussillon dan şarapları dünyaya duyurmak icin misyonlarında bitmeyen mücadele araştırmasında ilham vermektedir.

Jermann

Çok uzaklardan gelen bir tutkunun öyküsüdür. 1881 yılında, Anton Jermann, Friuli Venezia’da üretim yapmak için once Avusturya, sonra da Slovenya’daki bağlarını terk eder. Bugün Jermann, 150 hektardan fazla bir alanda üretim yapmaktadır. Jermann, dünya ile etkileşim halinde ve en önemli motivasyonu kaliteli şarap üretmek olan bir üreticidir.

Ladoucette

 

Ladoucette ailesi 1787 den itibaren Fransa da Loire vadisin de ki Poilly-Fume üzüm bağını ellerinde bulundurmaktadır. Dünyanın en iyi beyaz şaraplarının üretildiği bağ olarak ün salmıştır.Baron Patrick de Ladoucette şu an ki sahibidir.

 

Günümüzde Loire vadisinden üretilen şaraplarda,

                Ladoucette,

                Marc Bredif,

                La Poussie,

                Regnard ve

                Baron Patrick etiketleri kullanılmaktadır.

Lamberti

1964 yılında kurulan Lamberti şaraplarının  merkezi Garda Gölü  kıyılarındaki Lazise’de, Lamberti ailesinin mülkleri üzerindedir. Garda Gölü’nün doğu kıyılarının birkaç kilometre uzağında, Bardolino Classico’nun kalbinde, çok iyi bakılan, etrafı gül çalılıkları ile çevrili 27 hektarlık bir alanda yetiştirme yapılır. Bu, Lamberti’ye ait model bir üzüm bağı olan Preela’dır. Kuru ve havadar bir iklim ve buzultaş özelliği gösteren toprağın muhteşem kombinasyonu sayesinde burada en iyi şarapların üretildiği üzümler yetiştirilir.

Laurenz V

Kendini şaraplarıyla tanınan bir ülke olmayan, dünya şarap üretiminin ancak % 1’ini sağlayan Avusturya’nın en potansiyel sahibi üzümü Grüner Veltliner’e adamış bir üretici…Avusturya’ya özgü bir üzüm çeşidi olan ve Avusturya ile Çek Cumhuriyeti dışında hemen hemen hiçbir yerde bulunmayan Grüner Veltliner, bu ülkede üretilen flaraşarapların büyük bölümüne imzasını atıyor. Laurenz V şaraplarının tümü de bu üzümden yapılan farklı şarapları Grüner Veltliner’in değişik stillerini tatmak ve ülke şarapçılığıyla ilgili fikir edinmek için ideal. Laurenz V, beş kuşaktır şarapçılıkla uğraşan bir ailenin şarap markası olan Lenz Moser’in, kendini tümüyle ve sadece Grüner Veltliner’e adamaya karar veren aile üyelerinden Laurenz Maria Moser V tarafından üretiliyor. Charming, Friendly, Singing, Sunny ve Silver Bullet Grüner Veltliner şaraplarında kullanılan Grüner Veltliner üzümlerinin tümü aşağı Avusturya’da Tuna Nehri’nin iklimi yumuşattığı Kemptal ve Kremstal vadilerindeki bağlarda yetişiyor ve Şangay’dan ABD’ye,İngiltere’den Norveç’e kadar 36 ülkeye sadece Grüner Veltliner üzümünü tanıtıyor…Grüner Veltliner, daha çok mineralsi, aromatik, yıllanmaya müsait şaraplarıyla tanınıyor. Limon, narenciye, şeftali tadlarının ön planda olduğu bir üzümden Grüner Veltliner, baharatsı, zaman zaman tütünsü kokular da barındırıyor. Birçok uluslararası madalyası da bulunan şaraplardan Laurenz V Charming Gruner Veltliner’in2007 rekoltesi, son olarak Japonya’da düzenlenen Japan WineChallenge’da, Avusturya’nın en iyi şarabı seçildi.

Louis Jadot

1859 yılında Louis Henry Denis Jadot tarafından kurulan Maison Louis Jadot her zaman Beaune’un merkezinde, üzüm bağlarının ortasında bulunmuştur. 19. yüzyılın eski binalarından birinde daha yakın bir zamanda kurulan büroları, 14. yüzyılda kurulan ve "Couvent des Jacobins" mahzenleriyle bağlı olan çok eski mahzenlerin üzerinde bulunur. Bu "Couvent", Maison Louis Jadot’a gelen ziyaretçileri kabul etmek için en uygun buluşma yeridir.

 

Jadot ailesinin üç nesli ve ardından 30 yıldan fazla bay Ve Gagey tarafından yönetilen Maison Louis Jadot artık oğlu bay Pierre Henry Gagey ve Jadot’nun 20 yıldır şarapçısı olan yardımcısı bay Jacques Lardière tarafından yönetilmektedir. Beaune ve Beaujolais’daki yeni şarapçılık mahzenlerinin ve CADUS kooperajın oluşturulması ve Château des Jacques’ın 1996 yılında satın alınması, şarapların geliştirilmesinin her aşamasındaki kalitelerini kontrol etme amaçlarını vurgular.

Mario Schiopetto

Mario Schiopetto’ ya şarap tutkusu, Unide kentinde önemli bir tarihe sahip olan babası Giorgio’dan miras kalmıştır. Önce şarap yapımcısı olan Mario, sonra Avrupa’nın bir ucundan diğer ucuna seyahat ederek, mahzenlerin ve bağların tüm tekniklerini araştırmıştır. 60’lı yılların başlarında; kültür ve zevkin birleşiminin, şarap üzerinde yarattığı dönüşüm ile Mario’nun muhteşem yenilikleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan bazıları;

– Eski fıçıların kullanımını ortadan kaldırdı.

– Bağlardaki verimi azalttı.

– Mahzenlerde sıcaklık kontrolünü öne sürdü.

– Modern makine sistemleri için emek harcadı.

Bu yenilikler Friuli’deki üretimi ve şarap zihniyetini kökten değişmiştir. Mario Schiopetto, 1950’li yıllarda, Avrupa’nın her yerine seyahat etmiş, Fransız ve Alman Şarap Mahzenlerinden deneyim ve bilgi toplamıştır.

***1960’lı  yıllardan önce, Udine’de satmak için Collio ve Colli mahzenlerinden şaraplar belirlemiştir.

***1965 yılında Capriva’ da eski bir bağ kiralamıştır ve bağı büyütene kadar şaraplarını burada üretmeye başlamıştır.

***Aile 1974 yılında Udine’den Capriva’ya taşınmıştır.

***1970’li yıllarda, Sülfürdioksitin kullanımını durdurmuşlardır.

***1989 yılında Mario, yeni bir arazi satın almıştır. Bu arazi, teknik olarak ileri düzeyde bir mahzen olarak 1990 yılında proje edilmiş, 1992 yılında ise tamamlanmıştır.

***1996 yılında Shiopetto ailesi Colli Orientali’de bulunan Podere dei Blumeri’yi satın almıştır. 

Mas De Gassac

Bordeaux’da büyük coğrafya profesörü Henri Enjalbert tarafından 1970 yılında mükemmel bir toprak keşfedildi. Gassac Vadisi’nde, sık "garrigue" çalılığı altında, Riss, Mindel ve Guntz buzullarının oluşturduğu 40 hektar buzul yatakları bulunur ve büyük bir büyüme için şart olan üç önemli unsuru barındırır: Üzüm köklerinin çok derinlerden beslenmesini sağlayacak kadar derin, en şiddetli yağmurlardan sonra bile neredeyse hiç nem tutmayacak kadar boşalmış ve üzümün dayanıklılığının sınırlarını zorlamasını sağlayacak kadar kurak bir toprak; ve bunlar olağanüstü orijinalliğe sahip eşsiz aromalı üzümler oluşturur. Daumas Gassac’ta, Gassac Vadisi’nin vahşi ve doğal güzelliğini korumak ve bölgenin baskın özelliği olan “garrigue”yi muhafaza etmek için her türlü gayret gösterilir. Etrafında bol "garrigue" bulunan küçük alanlarda veya küçük ormansız alanlarda üzüm bağları oluşturulması kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla Daumas Gassac’daki şaraplar, boşlukların etrafını sıkı bir şekilde saran Akdeniz çalılarının sayısız kokularıyla zenginleştirilmiştir. Bölgenin kendine özgülüğünü geliştiren bu uygulama, üzüm dışında başka hiçbir bitki örtüsü olmayan geniş üretim alanlarına eğilimli olan modern bağcılık tekniklerine tamamen terstir.

Mastro Berardino

Italya Campania bolgesinden yeni ureticimiz, Campania bölgesi Napoli şehri civarındadir. Campania şarapları belirgin olarak güney İtalya karakteri taşır ve birçok üretici hala beyaz şarap üretiminde, Greco, Coda di Volpe ve Radici gibi geleneksel üzüm türlerini, kırmızı şarap üretimi içinse, Aglianico ve Piedirosso üzümlerini kullanmaktadır. 1878 yılında kurulmuş Mastroberardino bölgedeki en eski şaraphanedir. Mastroberardino’nun Taurasi’den 1968 rekoltesi bir Riserva’sı önemli bir İtalyan şarapları kitabında yirminci yüzyılın en iyileri arasında anılır. Bu muhteşem şarabın üzümü Aglianico. Bu asmaların ilk çubuklarının Campania’ya yine 3,000 sene önce Hellen’den geldiği savunuluyor. Mastroberardino’nun diğer ünlü şarapları Vezüv yanardağının eteklerinde yetişen yerel kırmızı ve beyaz üzümlerden yapılan Lacryma Christi, yani İsa’nın Gözyaşları. Efsaneye göre Şeytan Cennet’ten kovulduğunda İsa’nın döktüğü her gözyaşı bir asmaya dönüşmüş.

McManis

McManis Family Vineyards San Joaquin ve Stanislaus nehirlerinin birleştiği yere yakın bir yerde, bu gün River Junction olarak bilinen Lodi’ nin güneyindeki ılıman bölgedeki üzümlerin yetiştiriciliğini ve elde edien şarapların satışını yapan bir firmadır. Şirket 1990 yılında bu çiftçi ailenin dördüncü kuşağı olan Ron ve Jamie Mc Manis tarafından kurulmuştur. Mc Manis ailesi bu bölgede 1938 yılından beri üzüm yetiştiriciliği yapmaktadır. McManis Şirketi şu anda 2000 dönümden büyük bir arazi üzerinde şaraplık üzüm yetiştiriciliği yapmakta ve 1997 yılındaki bağbozumundan sonra elde edilen şarabın küçük bir arazi parçasının işlenmesi yoluyla kalitesini arttırmak için   son teknoloji ürünü bir üzüm serası tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Bu serada salkımların preslenmesi ve fıçılarda muhafaza edilmesi ve fermantasyon işlemleri yapılmaktadır. Bu Üzümcülük ve şarapçılık şirketinin amacı Kuzey San Joaquin Vadisindeki en halis şarapları üretmek ve aynı zamanda en iyi hizmeti sağlamaktır. Bizim uzun süredir özveriyle çalışan personelimiz   Kaliforniya ‘daki en saf, en halis şarapları üretebilmek için, dünyadaki tanınmış şarapçılık şirketlerinin üzüm yetiştirme ve şarap yapma metotlarını uygulamaktadır. Üretim sürecindeki her adım, ailenin işle ilgili aldığı   her türlü karar üzümlerin yetiştirilmesi ve elde edilen şarapların geliştirilmesine yönelik olarak şirket ve tüketiciler açısından dikkatle değerlendirilmektedir.

Melini

1705’ten beri, Melini Chianti alanında en iyi isimlerden bir ola gelmiştir. Melini’nin ürettiği Chianti’ler dünyada kalitesi ile bilinen ve takdir edilen şaraptır.

Michael Laroche

Michael Laroche, 1850 yılından beri Chablis yapan bir ailenin beşinci neslidir. 1967 yılından beri şirketin başında, yakışıklı, haşin, keskin çizgilere sahip olan bu adam, özellikle şaraplarıyla ilgili olarak zeka ve güven temsil eder. Ailesi 150 yıldan beri bu işin içinde olmasına rağmen, o sadece şarap üretip satarak geçinen ilk nesildir. Dijon Üniversitesinde Şarap araştırma ilmi okuduktan sonra şirketin kaliteli üzüm bağı varlığını 1960’ların sonundaki altı hektardan bugün 130 küsur hektara çıkartmıştır. On altıncı yüzyıl manastırı l'Obédiencerie (en mükemmel Chablis’ini buna göre adlandırmıştır), Burgundy merkezini oluşturur ve rahiplerin şarabı ilk yaptıkları yer olan Chablis’in doğum yeri kabul edilir. Chablis, ruhi ve gerçek vatanı kalmakla birlikte, şirketin ufuklarını geliştirmekten çekinmemiştir ve gerçekten de dikkatini son zamanlarda Fransa’nın güneyine çevirmiştir ve burada Mas La Chevalière arazisinde "Michel Laroche" markalı bir dizi Vins de Pays d'Oc şarabı geliştirir; sadece Chardonnay değil, onun yanında Syrah, Merlot ve La Croix denilen bir Bordeauxish karışımı. Ayrıca küçültülmüş bir Chardonnay üretimi olarak, Napa Valley’deki Rutherford Hill şaraphanesiyle ortak bir girişim olarak ilk bağbozumunu daha yakın bir zamanda piyasaya sundu. Anlaşılan Michel artık bir beyaz şarap üreticisi olmanın püf noktalarını kapmış ("King of Chablis" (“Chablis kralı”) artık kırmızı şarap mı yapıyor? Ancak krallığı henüz elbette Chablis Crus’taki üstünlüğüne dayanıyor, özellikle de Les Clos, Blanchots ve Bouguerots’daki Grands Cru’larına. Chablis Réserve de l'Obédience’i "hiçbir masraftan kaçınılmayan mükemmel Grand Cru" şeklinde tarif eder ve en olgun meyveler ve Grand Cru Les Blanchots’taki en iyi fıçılar arasından seçilmiş ve biraz daha yüksek bir gevrek düzeydeki daha yeni bir meşede yıllanmış olduğunu açıklar.

Mitolo

Mitolo şarapları bir aile şirketidir. Kurucusu ve sahibi Frank Mitolo ' dur. İtalyan köklerine sahip olan aile tutku ve geniş vizyonları ile kaliteli şaraplar üretmektedirler. 1999 yılında kurulan şirketi  Frank' ın üç çocuğu Gemma, Alexander ve Marco devr  almıştır. Onlara isminin kısaltması olan GAM şaraplarına isim olmuştur.

Mont Tauch

Güney Fransa’nın Languedoc bölgesindeki Tuchan’ın önde gelen şarap üreticilerinden Mont Tauch, 1913 yılında kurulmuş olan bir bağcılar kooperatifi. Fitou ve Corbieres şaraplarıyla dünyaca ünlü olan Mont Tauch’un, Tuchan, Paziols, Durban ve Villeneuve’de bağları bulunan 250 bağcı üyesi bulunuyor. Şarap yapIm tesisleri, Mont Tauch dağında, 900 metre yükseklikte kurulu ve burada Fitou ile Corbieres şarapları dışında, Vin de Pays, Vin doux Naturelle şaraplarıda üretiyor.

Mortier & Cie

Bordo şaraplarında uzmanlaşmış bir negosiyan olan Mortier, 1889 yılından bu yana primeur şaraplardan cru borgeois’lara kadar çok çeşitli Bordo şaraplarının yanı sıra, Vin de Pays statüsündeki gibi farklı kalitede şarapların da ticaretini yapıyor. Kurucusu Lous Mortier, Pauillac’taki Chateau Lafite’in bağlarının sahibi ve yöneticisiydi. Mortier, 1908 yılından bu yana, Japo İmparatorluk Sarayı’nın da tek şara tedarikçisi konumunda. Mortier, son derece ünlü şatoların şaraplarının ticaretini de yapmasını yanı sıra kendi jenerik şarabı Chorus’ u da üretiyor. Bordo üzümlerinin bir kupajı olan Chorus’un yanında, Margaux, Graves, St.Emilion, Gevrey Chambertin üzümleriyle yapılan Mortier markalı şarapları da var. Türkiye’ye de ithal edilen özel şarapları arasında ise iyi tanınan isimler bulunuyor; Pauillac bölgesinden Chateau Bellegrave, Bergerac’tan Chateau Belair bunlar arasında. Chateau Bellegrave, Pauillac’ın güneyinde, Chateau Latour, Pichon-Longueville ve Lynch-Bages arasında yer alıyor. 1997 yılında el değiştirerek J.P Mefre tarafından satın alınan şato, çakıl taşlı olduğu için kolaylıkla suyu çekebilen ve “drenaj” yapabilen, % 62’si Cabenet Sauvignon, %31’i Merlot, %7’si de Cabernet Frank dikili bağlara sahip. Bağlarda özenli bir çalışma uygulanıyor; bağbozumunda tümü elle toplanan üzümlerin yaprak seyreltmesi de gerektiğinde elle yapılıyor. Tüm bağlar, parsel parsel kontrol ediliyor. şarap, sadece Fransız meşelerin kullanıldığı, %40’ı yeni fıçılarda 12 ay boyunca dinlendiriliyor. Her sene yaklaşık 25 bin şişe Chateau Bellgrave, 12 bin şişe de “Les Sieurs de Bellgrave” şarabı üretiliyor. Chateau Belair ise, Fransa’nın güneybatısında yer alan Bergerac bölgesinde yer alıyor.

Mount Horrocks

Clare Valley de bulunan Mount Horrocks sahibi/ şarap üreticisi olan ve her yıl tam olarak 4500 şişe üretim yaparak kalite ve tek bağ sunumunu hedefleyen Stephanie Toole tarafından yürütülüyor. Stephanie özenle seçtiği şaraplarını “ yapısı vurgulanmış ve meyve aromaları zengin olan özel el yapımı yemek şarapları” olarak tanımlıyor. Tüm üzümler el ile toplanıp, sadece en kaliteli Fransız Meşelerinde dinlendiriliyorlar. Mount Horrocks 1982’de kuruldu, 1993 yılında Stephanie tarafından satın alındı ve 1998 yılının Nisan ayında mahzenin kapılarını Auburn İstasyonunda satışa açtı. Yıldızlaşan bu şaraphanenin son yılki gelişimi bir çok şarap otoritesiyle birlikte en tanınanı James Halliday tarafından büyük bir hevesle takip edildi: “Mount Horrocks oldukça iyi ve doğru sunulan bir kimliğe sahip ve son yıllarda, pozitif pazarlama ile ve aynı önemle şarap kalitesiyle tanınması hem bilinirlik hem de kritikler açısından sonuç verdi.” Avutralya Şarap Yarışması 2006 Stephanie Toole şaraplarının muhteşem olduğu kadar tutarlı da olduğu konusunda güvence veriyor ve görüldüğü üzere her yılki şarapları bir öncekini gölgede bırakıyor. The Watervale Riesling şimdiden bölgenin klasik şarapları arasına girdi ve 2007 de Uluslararası Şarap Yarışmasında Gümüş Madalya alarak başarısını dünya sahnesinde kanıtladı.

Pago de Cirsus Wines

Inaki Nunez   2002 yılında küçük bir heyacan olarak başladığı şarap yolculuguna 2 adet altın madalya sığdırmayı başarabilen gerçek bir şarapsever.

Pago de los Capellanes

İspanya Ribera del Duero bölgesinin ortasında bulunan  bölgenin en iyi üzüm bağlarına ev sahipliği yapan, Pedrosa de Duero köyü yakınlarında bulunmaktadır. 1980 yılında bir hayalini gerçekleştirdikleri, bugünün Pago de los Capellanesi 250 dönümlük  (yüz hektar) bağlara sahiptir. Tinto Fino olarak bilinen Tempranillo, yanı sıra Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümlerinden kaliteli şaraplar üretmektedirler.

Pascal Jolivet

Loire Vadisi’nin en genç ve en dinamik şarap üreticilerinden biri olan Pascal Jolivet 1987 yılında kuruldu. Özellikle Sancerre ve Pouilly-Fume şaraplarıyla büyük beğeni kazanan genç üreticinin bu iki apelasyonda 300 dönüme yakın bağı bulunuyor ve klasik tarzda Loire beyazları üretiyor. Pascal Jolivet’in beş farklı ürün gamı bulunuyor. Tümünde de mümkün olan en az müdahale ile üzümün ve bölgenin özelliğini yansıtmayı hedefliyorlar. Modern tasarımlı Attitude şarapları, Sauvignon Blanc, Pinot Noir ve roze olmak üzere üç üründe oluşan bir gam. Pascal Jolivet’nin kendi adını taşıyan şarapları ise Sancarre Blanc, Fume Blanc, Sancarre Rose, Sancarre Rouge olmak üzere belli bir seri. Yine aynı marka adı altında bir de belirli terroir’ların şaraplarını çıkarıyor firma. Sancerre Blanc; Le Chene Marchand, Les Caillottes, Chateau de Nozay, Clos du Roy, Pouilly Fume Les Griottes ve Sancarre Rouge La Bondenotte bu özel terroir şarapları…

Indigine yine Pouilly Fume’den bir Sauvignon Blanc şarabı, Sauvage ise Pinot Noir ve Sauvignon Blanc ile bir kırmızı ve bir beyazı bulunan bir diğer marka. Sancarre bölgesinden bir de Exception isimli serileri var, bunda da bir k›rm›z› ve bir beyaz şarap bulunuyor. Türkiye’de Pascal Jolivet şaraplarının Pouilly Fume ve Sancerre bölgesinden beyaz ve roze şarapörnekleri mevcut. Her iki önemli apelasyonun iyi birer temsilcisi olan şarapların yanı sıra, Attitude serisinin Sauvignon Blanc’ı da ithal ediliyor

Paul Jaboulet

Rhone Vadisi’nin köklü üreticilerinden Paul Jaboulet, Antoine Jaboulet tarafından Tain l’Ermitage’da 1834’te kuruldu. şaraphaneyi bugünkü durumuna getiren ise büyük oğlu Paul Jaboulet oldu. Firmanın adının sonuna Fransızca’da “büyük oğul” anlamına gelen “Aîné”i ekleyen de Paul’dü. Firma bugün hâlâ ailenin üyeleri tarafından idare ediliyor. Kuzey Rhône bölgesinin en ünlü apelasyonu Hermitage’ın yanı sıra Crozes Hermitage’da da bağ alanları alan üretici, ayr›ca Cornas, Saint Peray, Saint-Joseph, Condrieu apelasyonlarına kayıtlı şaraplar yapıyor. Güney Rhône bölgesinde de Chateauneuf du Pape, Gigondas, Vacqueyras, Tavel, Cotes de Rhone, Cotes du Ventoux gibi apelasyonlarda şarapları bulunuyor. Bunlar içinde Hermitage La Chapelle’in ise ayrı bir yeri var. 1961 rekoltesi, Wine Spectator dergisi tarafından “Yüzyılın en iyi 10 şarabı” arasında gösterilen larap, firmanın da gurur kaynağı.

Güneye bakan yamaçlarda kurulu bağların 40 yaşın üzerindeki asmalarından ve tamamı Syrah üzümünden yapılan Hermitage La Chapelle, adını bağların üstündeki tepede bulunan eski ve küçük bir şapelden alıyor ve yılda 6.500 kasa üretiliyor. Paul Jaboulet Aîné, “Vineum” adını verdiği iki bin yıllık tarihe sahip mahzenlerinde bir someliye efleşliğinde özel tadım seansları da düzenliyor ve Cotes du Rhone şaraplarının tanıtılmasına katkıda bulunuyor.

Tüm bağlarına büyük özen gösteren Paul Jaboulet Aine’de bağda çalışan her bir görevli en fazla 25 dönüm bağdan sorumlu ve bundan fazlasıyla ilgilenmiyor. Üretiminin % 65’ini tüm dünyada 70 ülkeye ihraç eden Paul Jaboulet Aine, hektar bağlarına  30-40 hektolitre verim alıyor.

Piccini

Toskana’nın en önemli şarap bölgelerinden biri olan Chianti’nin %10-12’lik üretimini gerçekleşen Piccini, yüz yılı aşkın süredir kaliteli şaraplar yapan ve Angelo Piccini’nin başlattığı bu çabayla bugün de gurur duyan bir şarap üreticisi. Angelo Piccini’yi oğlu Mario izlemiş, 1920’de katıldığı firmanın önce İtalya’da, sonra da yurtdışında tanınmasında ön ayak olmuş.1960’lara gelindiğinde, Piccini’yi günümüze taşıyan gelişmeler de Pierangiolo Piccini yönetiminde gerçekleşmeye başlamış. Bugün de Piccini’yi ailenin dördüncü kuşak çocukları yönetiyor. Chianti Classico’nun tam merkezindeki Castellina’da kurulu olan Piccini şaraphanesi, Toskana’daki çeşitli bağlara yayılmış olan küçük şaraphanelerde yapılan şarapların final işlemlerinin yapıldığı, büyük bir mahzeni de olan bir üretim tesisi niteliğinde. Gerek Castellina gerekse diğer tüm şaraphaneler sürekli olarak yenileniyor, modern teknoloji ile günü yakalıyorlar. Fıçı mahzenleri elden geçiriliyor, yeni bağ alanları satın alınıyor, toprak analizleri rutin olarak devam ediyor… Piccini ailesi kaliteden ödün vermeden nihai tüketiciyi memnun etmek için devamlı kendini yenileme ve aflma prensibini benimsiyor. Piccini’nin en önemli şaraplarının Çıktığı Chianti bölgesi İtalya’nın dünyada da en iyi tanınan Şaraplarının anavatanı. Dünyada ilk belirlenmiş apelasyon olan Chianti, bu ayrıcalığı ToskanaGrandükü olan Cosimo III’e borçlu.

 

Grandük, dünyada ilk kez bir şarap bölgesinin sınırlarını tanımlayan belgeyi, 1716’da çıkarmış. Piccini de, bu özel bölgeye büyük özen göstererek şarap yapmayı sürdürüyor. Chianti şaraplarının üzümü olan Sangiovese’nin en iyi klonlarını dikmek, bağlarda çevre dostu teknikler kullanmak, asmaları yenilemek gibi çalışmaları standart hale getiren üreticinin IGT, Brunello di Montalcino apelasyonlarından şarapları da bulunuyor.

Pieropan

1890 yılında Dr. Leonildo Pieropan tarafından Veneto’da kurula şaraphane, nesillerden bu yana aynı tutkuyla şarap üretmeye devam ediyor. Firma şu anda üçüncü nesil Leonildo ve Teresita tarafından  yönetiliyor. SoaveClassico üretimine ağırlık veren firmanın  Calvarino & La Rocca, Pigno, Palestrello, La Santa gibi farklı apelasyonlarda bağları bulunuyor. Ayrıca Recioto tatlı şaraplar üretiyor. Firmanın Türkiye’de de bulunan DOC statüsündeki Pieropan Soave Classico şarabı yamaç bağların yüzde 90’ı Garganega, kalanı da Trebbiano di Soave üzümlerinden üretiliyor. Toprağın kireçli ve volkanik yapısı Pieropan’ın beyaz şaraplarında kendini özellikle gösteriyor.

Planeta

 Bir şarap ya da pek çok şarap. Bu şarapların hepsi, Sicilya’nın güneyindeki Agrigento,Ragusa ve Siracusa bölgesindeki 4 eyalet arasında bir yolculuktur. Bu Sicilya’lı genç ve coşkulu üçlünün şarap sektöründeki maceraları 18. yüzyıl ortalarında, tam olarak Ulmo bölgesinde, Agrigento eyaletinde Sambuca çevresinde bir kasabada başlar. Burası, Arancio gölünün üzüm bağları için zemin oluşturduğu, ilk üzüm bağlarının ve şarap üretim tesisinin kurulduğu yerdir. Bugün 50 hektardan fazla, taş bir çiftlik evi bölgenin merkezi olarak sunulur. Bu alanda Grecanio, Nero d’Avola ve Sauvignon Blanc üzerine odaklanılır fakat aynı zamanda 1985’ten bu yana, Planeta’yı dünya sahnesine taşıyan Chardonnay ve tabii ki şarabı da yer alır. Tüm şaraplarıyla Planeta, Sicilya bölgesinin henüz patlamamış olan üzüm üretim potansiyelinin keşfedilmesinde yardımcı oldu. Dört yerleşim yeri bugün bu ailenin, Sicilya’nın şarabına inanmış üretim felsefelerini özetler.

Puech Haut

Fransa’nın Languedoc bölgesinde Montpellier kenti yakınlarındaki Saint Drézery kasabasında bulunan Chateau PuechHaut, bugün enerjik üretici Gerard Bru’nun yaptığı önemli yatırımlar sonrasında, bölgenin en başarılı şarapevlerinden biri haline gelmiş durumda. Grenache Noir, Syrah ve Carignan üzümlerinden şarap yapan firma, şarapların dinlendirilmesinde ise Nevers meşe fıçılar kullanılıyor.

Qupé

Qupé Wine Cellars Kaliforniya, Santa Maria’daki Bien Nacido Bağlarında yerleşmiş durumdadır. Qupe Au Bon Climat şirketinden Jim Clendenen ile üretim konusunda ortak çalışmaktadır. Birlikte üretim ve satış destek personelini oluşturmuşlardır. Jim Adelman hem Genel Müdür görevini üstlenmiştir hem de şarap üretiminde görev yapmaktadır. Yılda bir kez, hasat zamanı misafir şarap imalatçıları ve farklı deneyimlere sahip şarapçılık uzmanları ( pek çok farklı devlet ve ülkelerden gelen) şarapçılık tekniklerini ve fikirlerini paylaşmak için Bob ve Jim ile birlikte çalışmaya gelirler. Kaliforniya’ nın Central Coast Apellation (İç Kıyı ( Apelasyonu/ Bölgesi) bölgesinde yetiştirilen meyvelere odaklanan Qupe, Rhone çeşitlerini ve Cjardonnay şarabını üretmekedir. Qupe’ nin şaraplarının büyük bir kısmı ( % 50 si) Syrah ve Chardonnay türü asmaların dikildiği ve Bob’ un kurallarına göre yetiştirildiği Bien Nacido bağları üzümlerinden yapılmaktadır. Qupe Bien Nacido’ ya ek olarak “Ibarra- Young Vineyard” adı verilen Los Olivos’ ta 14 dönümlük bağda da üzüm yetiştirmektedir ( organik olarak). Qupe şaraplarının ayarı Kaliforniya’da Central Coast bölgesinde yetiştirilen üzümlerle yapılmaktadır. Bob ve eşi Louisa 2005 baharında asma dikmeye başladıkları Edna Vadisinde 80 dönümlük bağ arazisi aldılar. Bu bağ Biyodinamik Tarım ilkelerine göre geliştirilecek ve uygun şekilde ziraati yapılacak.

Ravenswood

Tam olarak tatlandırılmış çeşitli şarapları, özellikle Zinfandel şarabımızı, üretme taahhüdümüz Sonoma,Kaliforniya’daki Ravenswood Şarapçılık şirketimizin herkesin kolayca hatırlayabileceği olmazsa- olmazıdır (Bu aynı zamanda Kartvizitimiz, Savaş Çığlığımız, Ekibimizin Sesi ya da Armamız olarak da düşünülebilir). Bu taahhüdümüz herhangi bir üzüm bağında bulunabilecek her şeye sahip olduğumuzu ve bunları en iyi şekilde, kimseyi kandırmadan,değerlendirdiğimizi belirterek misyonumuzu da özetlemektedir. Unutulmamalıdır ki, şarap hayattaki en büyüleyici en eğlendirici şeylerden biridir. Bu yüzden Ravenswood şarap üreticisi Joel Peterson şarabın yazı masalarının üzerinde durmaması ya da fildişi kulelerde saklanmaması gereken bir içki olduğuna ve yalnızca sofralarda yer alması gerektiğine inanmıştır. Ravenswood adı nasıl “karşı konulamazlık ya da çekicilik” kavramıyla özdeşleşmiştir? 1970li yılların başlarında, Kaliforniya’ nın “dünyanın en iyi testi şarabı”nı üreterek ün kazanmayı amaçladığı yıllarda Joel’in rüyası Avrupa’nın en iyi, en büyük, en kalite şaraplarıyla rekabet edecek şaraplar üretmekti. Öyle ki, Joel’in rüya görmediği, gerçeği gördüğü ortaya çıktı: 1976 yılındaki ilk üretiminde ürettiği 327 kasa (sek ) Dry Creek Zin o meşhur San Fransisco şarap değerlendirme toplantısında en tepeye yerleşti. Ancak, Ravenswood, çok tanınıp tutulmasına ve adı etrafında dönüp duran tüm beğenilere rağmen, 1980 li yılların sonuna kadar küçük, gezici bir işletme olarak kaldı. Bu durum Ravenswood’ un Vintners Blend programı başlayıncaya kadar sürdü. Ravenswood, Joel’in dünyanın istediği şarabın iyi ve herkes tarafından satın alınabilecek düzeyde olması gerektiğini savunan düşüncesinden yola çıkarak Dünyadaki En İyi Testi Şarabı kavramını yeniden tanımladı. Bu düşünce ve seçkinciliğe karşı yürütülen güçlü kampanyalar gibi başka etkenler yardımıyla Ravenswood giderek halkın gözünde önem verilen bir marka haline geldi ve ünlendi. 1999 yılında İnternet üzerinden hisselerinin açık eksiltmeye sunulmasıyla halka açıldı. İki yıl sonra da Ravenswood Constellation Brands tarafından; şarap üretimini Joel’in kontrolünde tutan ama öte yandan daha yeterli bir işletme ve büyüme için gerekli kaynakları sağlayan üretici ortağı olan Fransiscan Estates’ in Saf Şarap departmanını oluşturmak üzere satın alındı. Manzara 1976 yılından sonra biraz değişti. Ravenswood gibi şirketlerin orijinal şarap üretimi büyüsüne kapılan Kaliforniya‘nın önceki şaşaalı durumu biraz değişti. Ancak Sonoma karargahımızda etrafımızdaki şeyler değiştikçe, bazı şeyler aynı kaldı. Bu yeni ve sürekli değişen dünyada, Ravenswood inatla; kompleks, dengeli, taviz vermeyen bir şekilde şarap üretmeye, üzüm bağlarının hakkını vermeye çalışmaktadır.

Ridge

Ridge üzüm bağlarının tarihi 1885’te, San Francisco’daki İtalyan toplumunun önde gelen bir üyesi haline gelen bir doktor olan Osea Perrone, Monte Bello Ridge’ın üst kısmına yakın yerde 180 akre satın aldığı zaman başlamıştır. Eğimli alanları taraçalara dönüştürüp üzüm ekti; yerel kireç taşlarını kullanarak Monte Bello Şaraphanesini inşa etti ve bu isim altında ilk mahsulü 1892’de üretti. Dağ yamacında üç seviyede inşa edilen bu özel mahzen Ridge’in üretim tesisidir. 2600’ rakımda "üst üzüm bağı" ile çevrelenmiştir. 1940’larda bir teolog olan William Short, Perron’un mülkünün hemen alt kısmında yer alan, terk edilmiş şaraphane ve üzüm bağlarını satın aldı; çok sayıda parseli 1940’ların sonlarında cabernet sauvignon olarak ekti. Şimdi "orta bağlar" olan bu bağlardan tümü Stanford Research Institute mühendisi olan yeni mülk sahipleri Dave Bennion ve üç ortağı çeyrek varil "estate" cabernet ürettiler. Bu Monte Bello Cabernet bu dönemde California’daki en hoş şaraplar arasındaydı. Kalitesi, ayırt edici karakteri ve bu bağlardan 1960 ve 61’de üretilen şaraplar ortakları bu şaraphaneyi zamanında 1962 mahsulü için kiralamaya ikna etti. İlk zinfandel 1964’te dağ sırtının daha alt kısmında yer alan küçük bir on-dokuzuncu yüzyıl üzüm bağından üretilmiştir. Bunu 1966’da ilk Geyserville zinfandel takip etmiştir. Kurucu aileler Monte Bello taraçalarını ıslah edip bağların büyüklüğünü on-beşten elli-beş akreye çıkardılar. Hafta sonları çalışmak suretiyle yerel karaktere sahip ve daha önce görülmemiş yoğunlukta şaraplar yaptılar. 1968 itibariyle üretim her yıl için üç bin kasaya yaklaştı ve 1969’da Paul Draper ortaklığa katıldı. Stanford’dan felsefe mezunu olan ve Şile’deki bir sahil çiftliğinde bir şaraphane kurmaktan yeni dönmüş olan Draper pratik bir şarap üreticisiydi, bir şarap uzmanı değil. Kendisinin hoş şaraplar konusundaki bilgisi ve geleneksel metotlar Ridge’de öncülük edilen doğrudan "el değmeden" yaklaşımını tamamlamıştır. Onun rehberliğinde önceki yıl satın alınan Perrone şaraphanesi restore edildi, en hoş üzüm bağları kiralandı veya satın alındı, şarapların istikrarlı kalite ve uluslar arası itibarı oluşturuldu. Cabernet ve zinfandel üretimin çoğunu oluşturmaktadır; syrah, grenache, carignane, ve petite sirah küçük bir orana sahiptir. Esas olarak kırmızı şaraplarıyla bilinen Ridge 1962’den itibaren aynı zamanda sınırlı miktarda chardonnay üretmiştir.

Rizzardi

Veneto bölgesinden iki köklü ailenin işbirliğiyle ortaya çıkan Guerrieri Rizzardi, Bardolino’da yüzyıllık bağları ve mahzenleri olan Guerrieri kontuyla 1678 yılında Negrar’da bağ alanları satın alan Rizzardi kontunun isimlerini taşıyor ancak şu anda marka Rizzardi ailesine ait. Bardolino, Valpolicella, Soave ve Dolce şaraplarının üretimini yapan Rizzardi, dört bağın üzümleriyle üretim yapıyor. Firmanın merkezi, Bardolino’da, 1450 yılından bu yana Guerrieri ailesine ve ondan önce da ataları Rambaldi’lere ait olan bir tarihi binada bulunuyor.

Robert Denogent

Burgundy’nin güneyinde yer alan küçük bir şaraphanedir. Macon-Villages, Saint-Veran ve Pouilly-Fuisse olmak üzere 3 bölgeden, sadece beyaz şarap(chardonnay) üretimi yapan bir firmadır. Bu bölgenin şarapları 75 yıldan 100 yıla kadar yıllandırılabilir.

Robert Mondavi

1966’da sınırsız şevk ve California’nın dünyanın iyileri arasında yer alan şarapları üretebileceğine dair inanç ile cesaretlendirilen Robert Mondavi vadide yasaktan sonra ilk büyük şaraphaneyi kurmak için kendisi girişime başladı: Robert Mondavi Şaraphanesi. O zamandan beridir Robert Mondavi Şaraphanesi, Robert’in şarap, yiyecek ve sanat sevgisini paylaşamaya gelen binlerce misafiri ağırlamıştır.

Robert Mondavi Şaraphanesi’nin 60’ların sonlarında Cabernet Sauvignon’un sunması ile dünyanın gözü Napa Vadisi’nin potansiyelini fark etti. İki eski Robert Mondavi Şaraphanesi şarap yapımcısının birincilik ödülü kazandığı 1976’daki tarihsel Paris tadımı bu durumu daha da fazla ortaya çıkarmıştır. Robert Mondavi’nin bu endüstriye ve hoş yaşam tarzının bir parçası olarak şarabın teşvik edilmesi konusundaki bağlılığı kendisinin 1980’lerin sonlarındaki “misyon tur”una yol açtı. Ülkeyi baştan başa geçip restoran işletmecileri, medya ve müşterilerin çoğunu şarabın kültür ve medeniyet konusundaki bütünsel rolü konusunda eğitmiştir.41 yıldan sonra Robert Mondavi Şaraphanesi halen kurucusunun mükemmeliyet, yenilik ve yaratıcılık konusundaki bağlılığını devam ettirirken aynı zamanda dünyanın en iyileri arasında yer alan şarapları üretmeye devam etmektedir.

Sacha Lichine

“Tıpkı babam gibi ben de şarabın idealize edilmesi değil, keyifle içilmesi gerektğine inanıyorum. Bu harmanı da tamamen hedonistik bir zevk alma düşüncesiyle yaptım!” Bu güzel sözler, Sacha Alexis Lichine’e ait.

Şarap işini ailesinden devralan Lichine’in babası Alexis Lichine, Moskova’da doğmuş. Rus Devrimi gerçekleşince henüz küçük bir çocukken ailesiyle birlikte Fransa’ya göç eden Lichine, Paris’te girdiği şarap işini daha sonraki yıllarda ABD’de devam ettirdi.

II.Dünya Savaşı’nda Avrupa’da savaşan Lichine, savaş sonrası Avrupa’sının tüm şarap bölgelerini, üreticilerini ve mahzenlerini gezerek şarap ticaretinin canlanmasına katkıda bulundu. New York Waldorf Astoria Oteli’nin şarap listesini piyasada bulunabilen ve bulunmayan şarapları inceleyip yeniden düzenledi.

Daha sonra benzer tarzda yaptığı düzenlemeler, “Alexis Lichine Seçimleri” olarak anılmaya başlandı. 1949 yılında, Burgonya’nın önemli “domaine”lerinden birini satın aldı. Ardından Margaux’daki Chateau Pieuré-Lichine’i ve Chateau Lascombes’u da bünyesine kattı. Çeşitli şarap kitapları da olan Lichine, şarap işini oğluna bıraktı. 1960 yılında Margaux’da doğan Sacha Lichine de tutkulu bir şarap üreticisi. 2006 yılında babasının daima sevgiyle söz ettiği Provence’daki Chateau d’Esclans’ı Angostura Grubu ile ortaklafla satın aldı. O günden bu yana da, bölgenin en çok sevilen roze şaraplarına büyük bir ilgi duyuyor. Bir yandan kendi negosiyan firması Borvin’i kuran Lichine, 2000’lerde Yeni Dünya ıüzümlerinin Fransız stilinde üretildiği Vins Sans Frontiers’yi (Sınır Tanımayan şaraplar) yarattı. Bu şaraplarda Güney Fransa ve güney yarımküreden çeşitli şarap bölgelerinin üzümleri kullanılıyor. Sacha Lichine flarap portföyünde Vins Sans Frontiers’nin yanı sıra, kızının adına yaptığı Nikita serisi, kırmızı, beyaz etler ve balıkla önerilen Le Coq Rouge, Le Poule Blanche ve Le Poussin Rose de bulunuyor.

Salvador poveda

Salvador poveda’nın tarihi , orta büyüklükteki Alicante’nin iç kısımlarında geleneksel Monastrell şarabı yapan birkaç yüz küçük aile şarap imalathanelerine dayanır. Salvador Poveda hayatta kalabilen nadir üreticilerden biri olup, Levante’da en çok ihracat yapan şaraphanelerden biridir. Rafael Poveda şirketi kardeşi ( belediye başkanı olmuştur) ve iki yeğeni ile birlikte işletmektedir. Rafael Poveda sadece yeni şarap projeleri değil, şarap turizmine yönelik değişim stratejileri üzerine de çalışmaktadır. Ve şöyle der “Biz şarap işinde eğlenmek için yatırım yapan inşaat firması değiliz, 1919dan bu yana olan bir şirketin başarısını sürdürmek zorundayız”. Alicante’nin şarap turizminde bugünlere gelmesinde Rafael’in ve bu eski aile şirketinin kaliteli şaraplarının etkisi çok büyüktür.

Sandrone Luciano

Uzun yıllar şaraphane mahzenlerinin yönetimini üstlenen Luciano Sandrone, günün birinde Barolo şaraplarının yapıldığı bölgede, Cannubi tepesinde bulunan bir bağ satın alma fırsatı yakaladı. İlk bağbozumunu 1978 yılında yapan Sandrone, zaman içinde daha birçok bağbozumları yaşadı. Kardeşi Luca ile birlikte yavaş yavaş bağ alanlarını büyüttüler, yeni tekniklerle en mükemmel şaraplar yapmayı amaç edindiler. Bugün, bu amaçları tüm dünyada anlaşılmış ve takdir edilmiştiştir…Sandrone Luciano şaraplarındaki anahtar kelime, “denge”. Mahzende yenilik ve gelenek arasında, şarapta elegans ve gövde arasında bir denge kurmaya çalışıyorlar. Firmanın Cannubi’deki yeri merkez binasında da benzer bir denge göze çarpıyor; hem klasik bir çiftlik evi, hem de modern bir şarap yapım tesisi. Bağlar ise, Barolo, Langa ve Roero bölgelerinin en iyi topraklarında. Barolo’da Cannubi Boschis, Crosia, Rivassi, Vignane, Monforte d’Alba’da Cascina Pe mol, Castelletto, Ceretta, Conterni, Novello’da Merli, Ravera, Rocche di S. Nicola bağları bulunuyor. Üreticinin, Barbera ve Dolcetto üzümlerinden şaraplarıda olmasına rağmen, Nebbiolo’dan yapılan Barolo’ları daha ünlü. Türkiye’de bulunan iki Barolo’sundan La Vigne, geleneksel tarzda üretilmiş bir Barolo zira birkaç farklı bağın üzümlerinin harmanıyla elde ediliyor. Şaraba özelliğini  veren de farklı terroir’larda yetişmiş bu üzümlerin bir araya geldiklerinde ortaya çıkardıkları lezzet sinerjisi.Cannubi Boschis ise, 1985 yılından bu yana Langa bölgesindeki aynı adlı bağın Nebbiolo üzümleriyle üretilen ve bölgeye “cru” statüsünü kazandırmış olan bir şarap. Luciano ailesi, ilk kez bu şarap sayesinde çevredeki diğer üreticiler tarafından “yenilikçi” olarak tanımlanmış.

Saumaize

Vergisson’da yerleşik SAUMAIZE-Michelin tutkuyla seçilmiş şaraplar sunuyor. Ve her zaman memnuniyeti üst düzeyde tutmaya çalışıyor.Nesillerdir, Domaine SAUMAIZE-Michelin şarabın teruarını, çevreye saygıyla ve sizi kendi organik şaraplarını keşfetmeye davet ederek kadehinize taşıyor.

Schloss Vollrads

Wine Consale’nin sahibi olduğu, Almanya’nın en önemli şarap bölgelerinden Rheingau’da bulunanVollrads şatosu 14. Yüzyılın başlarında yapılmış. Şato ile çevresindeki bagların kaderi daha başlangıçtan itibaren birbirinden ayrılmaz biçimde günümüze kadar gelmiş. Bölgenin şarap ticaretine dair kayıtlar, 1200’lü yılları gösteriyor. Bu açıdan, dünyanın en eski şarap bölgelerinden biri olduğu rahatlıkla söylenebilir…1997 yılında şatonun sahibi olan Greiffenclau ailesinin son üyesinin de ölümüyle, tarihi şato ve çevre bağlardaki şarap üretimi Nassau Bankası’nın denetimine geçmiş. Böylelikle bir aile işletmesi olan Vollrads, kurumsal bir firmaya dünüşmüş. 2002 yılında tarihi şatoyu ve tüm bağları da koruma altına almak için, Schloss Vollrads Vakfı kurulmuş. Şatoya ait 58 hektarlIk bağlardaRiesling üzümleri yetiştiriyor. Nefis aromalı, damakta kalıcı şaraplar bağdaki tesislerde üretilip şişeleniyor. Bölge, Frankfurt’tan 50, Wiesbaden’dan sadece 25 kilometre uzaklıkta ve bu merkezi konumu nedeniyle çok sayıda şarapseveri de ağırlıyor. Yaz aylarında bahçesindeki restoranda oturmanın, vinotekte şarap tadımları yapmanın keyfi bir başka oluyor…

Seghesio

Angela Vasconi ve Edoardo 1893 yılında evlendiler. Kuzey Alexander Vadisi'nde mütevazı bir ev satın aldılar ve Edoardo Seghesio 1895 yılında Sonoma ilçesinde Alexander Vadisinde ilk zinfandel bağını eker.  O zamandan beri Seghesio ailesinin dört jenerasyonu Alexander, Dry Creek ve Russian River Vadilerinde bulunan 400 dönümlük bağlarında hizmet vermektedirler.

SERESİN

Yeni Dünya’nın şarapçılıkta yıldızı parlayan en yeni ülkelerinden biri de Yeni Zelanda. Malborough’da kurulu olan Seresin şaraphanesii de, 1992 yılından bu yana devam eden şarap serüveniyle genç bir üretici… Sinematograf Michael Seresin’in Wairau Nehri’nin yamaçlarına kurduğu Seresin şaraphanesinin bağlarında ağırlıklı olarak beyaz şaraplık üzümler olan Sauvignon Blanc, Chardonnay, Riesling, Pinot Gris, Gewürztraminer dikili. Tek kırmızı şarapları olan Pinot Noir’ın da bağları var. Firmanın üç büyük bağ alanından en genci Raupo Creek. Kuzey yönüne bakan ve kil açısından son derece zengin olan bu ba¤ 440 dönüm büyüklüğünde. Tatou Bağları ise Sauvignon Blanc ve Pinot Noir üzümleri için ayrılmış. Alüvyonlu toprak yapısı ve vadinin batı kısmında toprakta bulunan doğal iri taşlar, bu bağın özelliğini oluşturuyor. Bağlarının yarısında biyodinamik bağcılık yöntemlerini kullanan Seresin, kısa sürede tüm bağlarda aynı metotlara geçmeyi planlıyor. Bölgenin bol güneş alması, çevresinde çok sayıda da¤ğ sıralarının bulunması nedeniyle Batı ve Güney rüzğarlarıyla oluşan iklim değişikliklerinden fazlaca etkilenmemesi, bağları ve üzümü mümkün olduğunca kendi haline bırakmaya da olanak tanıyor. Seresin şaraplarının sembolü, avuç içi görünen bir el… Bu, geleneklere olan inancı biyodinamik şarapçılıkla birleştirerek toprağıda bağcılığın ve şarapçılığın yaşayan unsurlarından biri olarak kabul ettiklerinin bir göstergesi. Seresin, Yeni Zelanda şaraplarının karakterini en iyi temsil eden şaraplar üretmesinin yanı sıra, çok özel zeytinyağları da yapıyor. Arazilerinde 7 bin kadar zeytin ağacıda mevcut…

Settesoli

Menfi kökenli Settesoli, İtalya’nın en yenilikçi ve Menfi bölgesinin en büyük şirketlerinden biridir. Menfi’de yaşayanlar için şarap yaşamın özü  demektir ve hemen herkesin şarapla bir bağı vardır. Settesoli’nin başkanı uluslar arası alanda Sicilya şaraplarının “babası” olarak tanınır. Settesoli’nin bazı şarap ustaları 10 kuşaktır bu işi yapan ailelerden gelir. Geçmişini olduğu kadar geleceğini de önemseyen Settesoli, daha kaliteli ve iyi şaraplar üretebilmek için ciddi teknolojik yatırımlar yapmaktadır.   

Shafer

john Shafer’ın, yayıncılık sektöründe ki 23 yıllık kariyerini bırakması, 1972 yılında Shafer bağlarının başlangıcını oluşturmaktadır. John Shafer, şarapta ikinci bir kariyer sağlamak için ailesiyle birlikte Napa Vadisine taşınmışlardır. Napa Vadisi'nin Stags Leap İlçesinde 210 dönüm arazi satın aldıktan sonra Shafer ailesi mevcut bağları yeniden dikim gibi çetin bir görevle yüzleşmişlerdir. İlk Shafer cabernet, San Francisco Şarap Tücarları Klübünde ün kazanarak ve on yıl sonra Almanya da yapılan uluslararası bir kör tadımda Chateau Margaux, Chateau Latour and Chateau Palmer gibi şaraplar arasından birinci sırada yer alarak bir ölçüt haline gelmiştir. 1978 yılında 1.000 kasa olan üretimlerini bugünkü 32.000 kasalık üretime ulaşana kadar sürekli büyümeye devam ettiler. Bugün Shafer şarapları ülke çapında ki büyük marketler de ve birçok dış pazarlarda mevcuttur. 

Shaw & Smith

1989 yılında kurulan Shaw+Smith, Avustralya’nın genç şarap üreticilerinden bir tanesi. İsmini de kurucuları olan Martin Shaw ile Michael Hill Smith’in soyadlarından alıyor. Sauvignon Blanc, Chardonnay ve Shiraz üzümlerinde derinleşen şaraphane, az miktarda Riesling ve Pinot Noir üzümü de işliyor. Shaw+Smith, güney Avustralya’nın Adelaide Tepeleri’nde kurulmuş.Kuzeyinde Barossa, güneyinde de McLaren gibi iyi tanınan şarap bölgeleriyle komşu olan Adelaide, 1800’lerin ortalarından bu yana bağ bölgesi olarak anılsa da, şarapçılık konusundaki asıl çıkışları 1980’lerde yaşanmış. Serin iklimi, asmaların yetişmesine elverişli toprak yapısı sayesinde, bugün 400 bin civarında üreticinin bulunduğu, ülkenin en önemli bağcılık ve şarapçılık  bölgelerinden bir tanesi. Shaw+Smith’in bulunduğu nokta olan Mt.Lofty Ranges ise 700 metre rakımda, bağların yanı sıra ormanların, elma ve armut bahçelerinin, sığır çiftliklerinin de bulunduğu bir manzarada. Serin iklim, özellikle Sauvignon Blanc ve Türkiye’de de bulunan Chardonnay gibi beyaz şaraplar için ideal bir ortam sunuyor.

Stellenzitch

Güney Afrika’nın en büyük şarap üretici Distell, her biri ayrı ayrı markalaşmış şarapları ile tanınıyor. Hill&Dale, Two Oceans, Stellenzicht şaraplarının tümü, Distell çatısı altında toplanıyor. Hill & Dale şarapları, Güney Afrika’nın bir üniversite şehri  olan Stellenbosch’ın çevresindeki bağlarda yetiştirilen üzümlerden elde ediliyor. Kuzey Yarıküreden farklı olarak Güney Afrika’da sıcaktan korunmak için bağlar genellikle güneye bakıyor. Denizden gelen serin hava, bağbozumu öncesi üzümlerin rahatça olgunlaşmasına olanak tanıyor. 1659 yılından bu yana şarap üretilen bölge, eşsiz bir toprak ve iklim yapısına sahip. Hill & Dale’in Stellenzicht bağları, Helderberg Dağları ile False Körfezi arasındaki yamaçların ortasında bulunuyor. Bağların en önemli avantajı, yüksekliklerinin deniz seviyesinden 100 - 400 metre yukarıda olması. Bu, Stellenzicht bağlarının bulunduğu yamaçların ve aflaşağıdaki vadinin gün boyu çeşitli açılardan güneş alması anlamına geliyor. Atlantik Okyanusu’ndan gelen rüzgârların serinlettiği üzümler, Hill & Dale’in üstün nitelikli kırmızı ve beyaz flaraplar üretmesini sağlıyor... Hill&Dale ile Stellenzicht’in şarap yapımcısı Guy Webber, Hill&Dale şaraplarının Fransız stiline yakın olduğunu söylerken, “insanların kolaylıkla anlayabileceği şaraplar yaparız ama o kolaylığın içinde de meyvemsiliğin, kompleks katmanların yakalanması önemlidir. O yüzden bizim şaraplarımız fıçıya yaslanan çoğu yeni dünya şarabından  ayrılır” diyor. Hill&Dale, bölgenin de en yaygın dikilen üzümü olan Cabernet Sauvignon’un yanısıra, şiraz, Merlot, Chardonnay Sauvignon Blanc üzümlerinden de şarap yapıyor. Güney Afrika’nın yerel üzümü sayılan Pinotage’dan yaptıkları kırmızı şarap da ürün portföylerinde ayrıcalıkl bir yere sahip. Pinot Noir-Cinsault melezi olan Pinotage, dünyada da özgün bir çeşit olmasıyla ilgi görüyor. 1993 yılında uluslararası bir marka, olarak lanse edilen Two Oceans ise ismini Afrika’nın güney sahilinden görülebilen iki okyanustan; Hint ve Atlas Okyanuslarından alıyor. Cape Town kenti çevresinden bu iki okyanusa bakan Stellenbosch, Paarl, Robertson ve Worcester tepelerinden toplanan üzümleri işleyen Two Oceans, tüm dünyada tanınan bir marka. Distell’in Türkiye’ye de ithal edilen bir diğer önemli şarap markası da Stellenzicht. Güney Afrika’nın yüz yıllardır şarap üretilen bölgesi Stellenbosch’un önde gelen isimlerinden Stellenzicht’te, 1692 yılından bu yana şarap üretiliyor. Modern bir tesis haline gelmesini ise, 1981 yılında Hans Joachim Schreiber tarafından satın alınmasına borçlu. Atlantik Okyanusu’nun serin esintilerine açık olan bağların üzümleriyle yapılan şarapların Pinotage ve Shiraz’ı özellikle beğeniliyor.

Swanson

Biz halihazırda mevcut şarap ve yiyecek standartlarını geliştirmek amacıyla kurulmuş bir aile şarapçılık şirketiyiz. Swanson Vineyards’ ın 1985 yılında kuruluşundan çok önce, 1950 li yıllarda Swanson ailesi olarak kadınların en büyük yardımcısı olan, onların mutfak dışındaki hayattan zevk almalarını sağlayan ilk ürünümüzü, dondurulmuş yiyecekleri piyasaya sürdük. Büyük bir olasılıkla Amerika’ nın ailelerin yaşam biçimini değiştiren ilk markasını yarattıktan sonra, Swanson ailesi hayatın basit ve içgüdüsel tatlarını Swanson Vineyards yardımıyla tüketicilere sunmaya devam ediyor. Bu ailenin yeni kuşakları kalite, işe yararlılık kavramları ve yeni fikirlerle yiyecek, şarap ve iyi bir hayat arayışı içinde olan tüketicileri baştan çıkartmaya hazırlanıyor.  1985 yılında oğul W. Clarke, Swanson Stanford Üniversitesi’ nin 25. mezuniyet yılı kutlama töreni esnasında öğrenci derneğinden arkadaşı olan başarılı bir şarap üreticisinden Napa Vadisinin kalbi Oakville Cross Road’ da bağ arazisi satın alması konusunda bir tüyo aldı. Clarke hemen yüzyılın en etkili şarap üreticilerinden Andre Tchelistcheff’i, bu bağlardan en iyi verimi alma konusunda danışman olarak işe aldı. Andre Clarke’ ın bu isteğine o zamanlar az bilinen bir tür yetiştirmeyi önererek karşılık verdi. Bu da Swanson Vineyards’ın geleceğini şekillendiren bir adım oldu.1987 yılının yaz aylarına kadar bağlarda asmalar tekrar dikildi ve Andre başka bir etkili öneride bulundu: Şarapçılığı denetlemek için genç yetenek Marco Capelli’ yi işe almak. Marco İtalyan asıllı 26 yaşında bir Amerikalıydı ve Andre’nin ısrarıyla işe alındı. Aslında akıllıca verilen bir karardı. Çünkü Marco’ nun farklı şarapları Swanson Bağlarının temel tatlarını oluşturdu.Hayatının geri kalan yıllarında Andre; Marco ile iki haftada bir buluşup üzüm yetiştiriciliği ve şarapçılık konusunda onun fikirlerini alarak bizim şarapçılık anlayışımıza kendi yeteneklerini de katarak bizlere yardımcı oldu. Marco on yedi yıl boyunca Swanson ailesinin şarap üreticisi olarak çalıştı. Daha sonra Kaliforniya Foot Hills ‘ de kendi bağını satın aldı.   

Tedeschi

Valpolicella’nın en eski üreticilerinden biri olan Tedeschi, bağ ve şarapçılıkta tarihinin 1630’lara kadar gitmesiyle gurur duyan bir firma. Asıl işleri olan şarapçılığın yanı sıra küçük miktarda grappa ve zeytinyağı üretimleri de bulunuyor. Verona’nın kuzeyindeki, Valpolicella’nın merkezinde bulunan Tedeschi’nin yaklaşık üretimi 500 bin şişe civarında. Adige Nehri’nin geçtiği bölgelerdeki alüvyonlu toprak, bölgenin “terroir”ında önemli yer tutuyor. Aşırı sıcak ve soğuk olmayan hava, yeterli miktarda yağış, Garda Gölü’nden gelen ılık esinti, bağcılık için uygun bir iklim yaratıyor. Bölgenin çeflitli asmalarından toplanan üzümlerin dört ay kurutulması sonrasında üretilen Amarone şaraplarıyla ünlü olan üreticinin Türkiye’ye gelen şarapları da Amarone’leri. Amarone şarapları 2-3 yıl da fıçıda yıllandıktan sonra bir süre de şişede dinlendirilip piyasaya veriliyor.

Torres

1800’den bugüne…

Asırlardır şarapçılıkla uğraşan Torres ailesi, özellikle İspanya’ nın  Penedes bölgesindeki bağlarıyla tanınıyor. Ticari şarapçılık faaliyetlerine 1800 yılında başlayan aile Şaraphanelerini 1870 yılında aynı bölgede kurdu. Şaraphane, dünya çapIndaki gelişmesini  ve Katalan şaraplarının nerelere varabildiğinin ortaya çıkması ise Migule Torres Carbo’ ya borçlu. 1939 yılındaki İspanyol Şavaşlarında büyük sıkıntılar çeken, şaraphaneleri bombalanan Torres ailesi, şarapçılıktan vazgeçmedi ve farklı bölgelerdeki değişik üzüm türlerini denedi. 1960’lardaki büyük sıçramalarını Fransız kökenli üzümler dikerek elde etti. Cabernet Sauvignon ve Chardonnay gibi uluslararası türleri deneyen ilk İspanyol üreticilerden oldu. Bunun yanI sıra,beyaz şaraplarda ısı kontrolü, fermantasyonu ve kırmızılarda da paslanmaz çelik tankları kullanmaları, o yıllar için önemli yeniliklerdi. Miguel Torres’in 1970 yılında Cabernet Sauvignon üzümünden yaptığı bugünkü Mas La Plana, o zamanki adıyla Black Label’ı Gault Millau Dergisi’nin düzenlediği şarap Olimpiyatları tadımına sokması, Torres flaraplarının dünya çapındaki bilinirliğini büyük ölçüde artırdı. Çünkü o tadımda, Torres’in Cabernet’si, Chateau Latour’u bile geride bırakarak birinci oldu. Torres, 1979 yılında ise topraklarıfilokseradan etkilenmemiş olan Şili’nin Merkez Vadisi’nde faaliyete başladı. 1980’lerde ise yine farklı bir hamle yaparak bu kez unutulmuş Katalan üzümleri üzerine büyük bir araştırmaya girdi. Parellada, Macabeo, Xarello, Samso, Garro gibi türleri canlandırdı. Bugün, beşinci kuşak  Torres’lerin yönettiği Torres şarapları dünyada 120’den fazla ülkede zevkle yudumlanıyor.

Trapiche

And dağlarının yamaçlarında, Mendoza da bulunan Trapiche, Arjantin' in dünyadaki en meşhur markasıdır. Öncü ve yenilikçi ruhunu 120 yılı aşkın tarihi boyunca muhafaza etmesi, şaraphanenin Arjantin' in bağcılık ve şarapçılığı için vazgeçilmez bir referans olarak gösterilmesini sağlamıştır. Trapiche, çeşitliliğin zenginliğidir. 1000 hektarı aşkın üzüm bağları ve Arjantin 'in farklı toprak ve iklim türlerinden yararlanarak, her bölgeden en iyi meyveleri almada uzmanlaşmıştır. Şarapları gerçekten de çeşitlerinde türüne özgülülüğünü yansıtır.Her ikisi de Baş şarapçının direktifleri altında hareket eden tarım mühendisiyle enolojistin çalışmalarındaki sinerji, meyveli bir özelliğe ve yoğun bir renk ve tat konsantresine sahip şaraplar doğuruyor. Meşe fıçıları da işin içine katıldığında, meyve ile ahşap arasındaki bütünleşme rafine ve doğaldır. Trapiche'nin tüm portföyü, her fırsat için en iyi seçenekleri sunar.

Trivento

Arjantin' in şarap üretimi için en uygun ülke olmasına katkıda bulunan birçok etken vardır. Çeşitli bölgeler, farklı iklimleri ve toprakları sayesinde olağanüstü ve çok büyük bir çeşitliliğe sahip bir üzüm hasadını verirler. Bu durum, Concha y Toro' nun Arjantin de şirket açması için tek motivasyon nedeni değildi. Şaraphane ayrıca yurtdışına yeni bir üzüm serisi üretmek ve bilgi, teknoloji ve ihraç dağıtım kapasitesini mevzilendirmek istiyordu. Mendoza bu özel plan için seçilmişti ve uluslararası pazarlar için olabilecek en iyi şarapları üretmek amacıyla 1996 tarihinde Trivento Bodegas y Viñedos kuruldu. Bu karar, eyaletin sunabileceği en iyi bölgelerde üzüm bağları ve arazi satın almayı gerektiriyordu. Ekilmesi planlanan üzüm türleri, her bölgeyi değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken en kritik etkendi. Bugün, Maipú, Tupungato ve Rivadavia olmak üzere üç farklı alandaki üzüm bağları toplam 540 hektardır. Trivento, Concha y Toro'nun üretim, iş ve uluslararası piyasa tatları deneyimini kullanarak, Arjantin' in sunabildiği en iyi şarapları üretiyor. Bunun bir sonucu olarak, 1997 yılından beri Concha y Toro, kendi ürün aralığını, Trivento adı altında Avrupa, Amerika ve Asya'da satılan Malbec ve Bonarda gibi hususi Arjantin şaraplarıyla tamamlamayı başarmıştır.

Tuilerie

Rhône Vadisi’nde, Costieres de Nimes’de yer alan Chateau Tuilerie, 980 dönüm bağa sahip, üçüncü kuşağın yönetiminde bulunduğu bir şato… Türkiye’de de bulunan Cuvee Eole şaraplarıyla tanınıyor. Şiraz üzümü ağırlıklı bu şarap, uzun süre yıllandırılabilir nitelikte..

Two Oceans

Two Oceans ise ismini Afrika’nın güney sahilinden görülebilen iki okyanustan; Hint ve Atlas Okyanuslarından alıyor. Cape Town kenti çevresinden bu iki okyanusa bakan Stellenbosch, Paarl, Robertson ve Worcester tepelerinden toplanan üzümleri işleyen Two Oceans, tüm dünyada tanınan bir marka. Distell’in Türkiye’ye de ithal edilen bir diğer önemli şarap markası da Stellenzicht. Güney Afrika’nın yüz yıllardır şarap üretilen bölgesi Stellenbosch’un önde gelen isimlerinden Stellenzicht’te, 1692 yılından bu yana şarap üretiliyor. Modern bir tesis haline gelmesini ise, 1981 yılında Hans Joachim Schreiber tarafından satın alınmasına borçlu. Atlantik Okyanusu’nun serin esintilerine açık olan bağların üzümleriyle yapılan şarapların Pinotage ve Shiraz’ı özellikle beğeniliyor.

Umani Ronchi

Yaklasik 15 yildir Bianchi-Bernetti ailesi tarafindan yonetilir. Tarimsal bir sirket olarak Gino Umani Ronchi tarafindan Cupramontana’da yani Verdicchio Classico uretiminin kalbi sayilan Marche de 1957 yilinda kurulmustur.Tarihinin baslagicindan bu yana, Umani Ronchi Marche bolgesinin iki cok onemli sarabinin en onemli yorumcusu olarak taninir: Verdicchio ve Rosso Conero.Umani Ronchi’nin essiz ve hatasiz saraplari bolgenin ozelliginden ileri gelir: Adriyatic denizinden gelen serin esinti ile yemyesil yuksek tepeler. Kirmizi uzumler icin kalkerli toprak yapisi, beyaz saraplar icin de kirecli toprak cinsi dunya uzerindeki en nazik ve ilimli mikroklima ozellikleri ile birlesir.

Vignobles Brunier

Chateauneuf-du Pape bölgesinde kurulu olan birkaç üreticiyi çatısı altında toplayan Vignobles Brunier’in “amiral gemisi” niteliğindeki Domaine du VieuxTelegraphe, 600 dönümü aşkın bağlarının üzümlerinden sadece 4 şarap yapan bir üretici. Domaine Les Pallieres, Domaine La Roquete ve Lübnan’ ın Bekaa Vadisi’nden Masaysa da Vignobles Brunier’nin diğer üreticileri arasında yer alıyor.

Vignobles Orliac

Montpellier’den kuzeye doğru yaklaşık bir saatlik mesafede bulunan Orliac, Hortus ve Pic Saint Loup Dağları arasında yerleşik bir üretici. JeanOrliac ve eşinin 1980’lerde aldığı bağlar, bugün yaklaşık 600 dönüm bağ alanı haline gelmiş. Bağlarda Syrah, Mourvèdre and Grenache for the reds and Chardonnay, Viognier and Sauvignon Blanc dikili. Türkiye’de de bulunan Domaine de l’Hortus, adeta Languedoc şaraplarının referans şarabı olarak gösteriliyor.

Yellow Tail

Casella ailesi 1820 yılından beri, önce İtalya’da ve 1965 yılından beri Avustralya’da şarap yapmıştır. Filippo ve Maria Casella İtalya’dan Avustralya’ya 1950 yılında göçmüş ve yanlarında umut ve hayallerinin yanında İtalya’da üç nesil boyunca biriktirdikleri üzüm yetiştiriciliği ve şarapçılık deneyimlerini getirmiştir. Bölgenin potansiyelinin farkına varan Filippo, Yenda, New South Wales’te 1965 yılında bir çiftlik satın almıştır. Çiftliğindeki üzümleri yerel şaraphanelere sattıktan sonra 1969 yılında yeni bir neslin şarapçılık yeteneklerini uygulamaya koyulması zamanının geldiğine karar vermiş ve şaraphane bu şekilde kurulmuştur.Filippo ve Maria’nın üç oğlundan biri olan John Casella 1994 yılında aile mesleğine dönmüş ve eski dünyanın mirasını yeni dünyanın teknolojisiyle karıştırmak göreviyle yeni bir şaraphane kurmak için ateşli bir genişletme atağına geçmiştir.Bugün, şaraphanenin günlük işleri Casella’nın üç oğlu (Genel Müdür ve Şarapçı John, Avustralya Satış Müdürü Joe ve Müdür ve Üzüm Bağı Yöneticisi Marcello) tarafından takip ediliyor. Filippo’nun torunu Phillip, yardımcı şarapçı ve halkla ilişkiler yöneticisi olarak mesleğe katılan altıncı nesil Casella’dır. 2002 yılında Casella Baş Şarapçılığına Alan Kennett’i getirmiştir. Alan daha önce başka birçok Avustralyalı şaraphanede çalışmıştır.Casella Wines, 2000’lerin ortalarında çok başarılı markasıyla yellow tail (sarı kuyruk)]® ile ihracat arenasının önüne geçmiştir. Riverina’da yerleşik ve 1969 yılından beri şaraphane olarak çalışan Casella Wines başlangıçta öncelikli olarak ihracat piyasasına konsantre olmuştur ve artık Avrupa, Asya, BK, ABD ve Kanada’daki en önemli oyunculardan biridir. Eylül 2003’te Casella [yellow tail] ile yerel piyasaya girmiştir ve bu adımı da yerel alanda büyük bir başarı olarak görülmüştür.[yellow tail]® markası, Avustralya şarap endüstrisinin tarihindeki en başarılı Avustralyalı şarap markası tanıtımı olmuştur. Modern üzüm bağları ve şarap üretiminin yanında sağlam bir altyapı, Casella Wines’ın kilit pazarları muhafaza ederek büyüyen pazarlar geliştirmesini sağlamıştır. Hacim açısından ihracat satışları 1998 yılından bugüne 12 milyon fıçıyı aştı ve özel ihracat markası [yellow tail]® ile Haziran 2001’den sonra daha da artmıştır.

Yves Cuilleron

1920 yılında Claude Cuilleron tarafından kurulan Domaine Yves Cuilleron, üç nesildir şarap iişinde olan Cuilleron ailesinin yönetiminde. 1987 yılından bu yana ise, markaya son adını veren Yves Cuilleron’un idaresinde, kuzey Rhône bölgesinde yer alıyor. Yves Cuilleron, “olabilecek en iyi üzümü elde edebilmek” için çeşitli yöntemleri bir arada kullandıkları da oluyor. Farklı klonların seçimi, asmaların yoğun olarak dikimi, verim düşürme, yaprak seyreltilmesi gibi işlemler bu çerçevede toplamı  500 dönümü bulan bağlarda kullanılıyor. Şarabın üretim sürecinde de benzer bir sadelik var; tümü elle toplanan üzümler saplarından ayrıldıktan doğal mayalar kullanılarak şarabın oluşumu başlıyor. Beyaz şaraplar 9, kırmızılar 18 ay dinlendiriliyor. Tüm beyaz şaraplar tortusu üzerine “sur lie” yöntemiyle dinlendiriliyor. Kırmızılar ise filtre edilmiyor, geleneksel yöntemlerle yumurta akıyla durultuluyor. “Vin de Pays” şarapları da aynı özenle üretiliyor. Cote-Rotie, Saint Joseph, Cornas, Condrieu, Saint-Peray apelasyonlarında şarapları olan Yves Cuilleron, sofra şarapları da üretiyor. Cuvees Bourasseau ise, firmanın özel küvlerinin toplandığı bir üst marka. Her bir apelasyondan sadece en iyi parsellerin üzümlerinden yapılan 3 fıçı şarabın şişe ve etiket tasarımı bölgenin yerel sanatılarından Robert Bourasseau tarafından yapılıyor, şaraplar adını da bu kişiden alıyor. Cote-Rotie ve Saint-Joseph şarapları 24 ay, Condrieu şarapları 12 ay meşe fıçılarda dinlendirildikten sonra şişeleniyor. Tümü de yirmi yıl kadar rahatlıkla saklanabiliyor. Yves Cuilleron’un yıllık toplam şarap üretimi 300.000 şişe civarında…